DOLAR

42,7212$% 0.05

EURO

50,2638% 0.09

GRAM ALTIN

5.874,53%-0,57

a

HABBA – HABBE / Fatma CİVELEKOĞLU GEÇER

HABBA – HABBE

İmamesi püsküllü, yepyeni, iri taneli tesbahı bugün Selcan almıştı. Ayşegül kız, küçük elleriyle çok uğraştığı halde pembe renklisini alamadı; gözleri, alan kızın elinde, yüzü asılmış, üst kata çıkmışlardı. Çocukluk işte… Keşke büyüdüğünde de tek derdi doksan dokuz habbe olsaydı…

Küçük kızın halini görünce Selcan elindekini ona verdi. Curcunayı sevmeyen Selma ise böyle şeylere heves etmez, o parmaklarını sayardı. Namazın ardından otuz dakikalık yemek molasında; evi yakın olanlar evine, evi uzak olan kızlar; cami binasının arkasına dolaşır, çınkının saçakları altında, sırtlarını duvara yaslar, yemeklerini yerlerdi. Erkek talebeler genellikle démen (değirmen) düzüne top oynamaya giderlerdi.

Kısa surelerle, on rekât namazı tezden kılan kız talebeler; musalla taşına giden yol üzerine yiyeceklerini sergen edip, bi gıydan yemeğe başlamışken; geriden gelen üç arkadaş, onların yanına gidip hemen bağdaş kurdular; çentilerinden cırtla, haşlanmış patates ile yumurta ve ekmeği çıkardılar. Ayşegül çocukluk dilini bırakamamış olacak ki; ekmeği küçük parçalara bölen Selma’ya: -birkaç defa sağ elini açıp kapatıp- ‘habba’ deyince, kopardığı kuzine ekmeğinin bir parçasını ona vermişti.

Selcan üzerine tuz döküp, meyve niyetine severek yediği, domateslerden de getirmişti.

Oysa ilerleyen yıllarda bu köyde bir domates bile yetiştiremeyecek olsa da; rüzgârın ıslık çaldığı bazı anlar da, küçük odun parçasını bile ziyan etmeyen çalışkan kadınları, domates fidelerini dikerken görecekti.

Fidelerin kimi bodur olacak, kimi çiçek açacaktı, açan çiçeklere sabahın çiğsesi, akşamın da sisi inerdi. Bir de aralıksız yağmur yağarsa hepten sülük dadanır, perişan olunurdu. Özel bir ilgiyle her ne kadar ilaçlama yapılır, sülük dadanmasın diyerek çevresine kül ekelense de çeltiklerin üzerine kara benekler düşer; lekesi olan çürür olmayan ise kozak kalır; bunlar da kara düşmeden toplanıp kendiliğinden olgunlaşması için gün ışığı vuran yerlere konulurdu. Sıcak iklimlerin sebzelerini sevmediği gibi bu dağlar; sözünün eri yiğit kadını da erkeğini de sevmez; küçükken başı eğdirilir veya yüreği kötü biri bulunup hasım yapılırdı. Dipdik’in dumanı, aklı evvellerin sayısını çoğaltmayı severdi.

Selcan’ın her yaz tatilinde göçer olduğu evi 750, bir diğer evleri 850, Karatepe obasına varılınca 1200 rakım olurdu. Buralarda; ya çobanlık yapılır ya orman işçiliğine gidilir ya da uzaktan kapkara görünen, yolu izi olmayan dağlardan odun çekilip satılır, ev geçimi sağlanırdı.

Kavanozda getirdikleri ekşi katığı maştabalara (maşrapa) koyup içtiler. Yemeklerini yedikleri çayırın az ötesi kabirlerin olduğu fındık bahçesiydi. Fındık ocaklarına vuran güneş, yaprakların aralarından toprağa payet gibi yansıyorken bu kızların ürkmesi gerekirdi… İlkokul üçüncü sınıfı bu sene bitiren Ayşegül mektebe yeni başladığından, çevreyi pek bilmez: ‘bu mezarlar daha ne kadar yukarı gidiyor?’ diye sormuştu. Kızlardan biri kafasını sol tarafa eğerek; -neredeyse yüzü çimene değecek- yukarı tarafa parmağını uzatacakken, Selma: ‘parmak uzatılmaz ölülere bilmiyor musun?’ diyerek kızı ikaz etti ve kız parmağını indirip: ‘tee… Yukarı, dipdik çıkıyor işte, buradan görünmez’ dedi. Peşi sıra Selma: ‘Buranın adı Diyadin’ diye eklemişti.

Demek ki Dipdik’in diğer ismi Diyadin’di. Selcan çocukluk anılarına yer edinen adların, yıllar içinde bukalemun gibi renklere bürüneceğini Osman Bey’in evraklarından okuyacaktı. Okul düzü, Dipdik Mahallesi’nin de düzlüğü demekti; parmağını mezarlığa uzatmak isteyen az önceki kız; kendi gibi küçük olan güğümle çeşme başına gittiği bir vakit; kadınlar konuşurken duymuştu:

Masala göre Hatice kız beşinci sınıfı bitirir bitirmez, aynı sınıfta okuduğu oğlana gelin olmak için evden kaçmış. Ahmet oğlan, Hatice’nin yaşadığı evin çevresinden değil daha da yükseklerden gelip giden, beydağlı bir ailenin çocuğuymuş. Kızının kocaya kaçmasını kendine yakıştıramayan baba İlyas’ın kalbine kara düşünce; oğlanın ailesine akla gelebilecek tüm şiddeti uygulamış, iki çocuk ucu bucağı bilinmez dağlara giderek odun parçalarından dörüm dökük kulübe yapmışlar. Gel zaman git zaman… İki sabinin aç aruk kalmasına razı gelmeyenler, çareyi…

Burada durup susmuştu kız…

Selma bu efsaneyi daha önceden biliyordu. İri gözleri biraz daha açılmış halde: ‘Hadi sonunu da anlat’ dedi.

Ayşegül: ‘sonra ne olmuş’ diye sordu.

Masal bu ya; iki sabinin aç aruk kalmasına razı gelmeyenler, çareyi Osman Bey’e danışmakta bulmuştu. Baba tarafından İlyas Bey’e, anne tarafından da Ahmet oğlanın ailesine uzak akrabalığı olan Osman Bey ile Dipdik ailesi, çocukları korumaya almış; baba İlyas’a da hatırını yok sayamayacağı kişiler gönderilip ailelerin barışması sağlanmıştı… Yemek molası bitince bu kez mektepte; kısa surelerin ezber okuması yapılırdı. Talebeler yerlerinden kalkmadan, ellerini diz kapaklarının üzerine koyar, kafası eğik, gözleri ellerine bakar halde besmeleyi söyler, okuması gereken sureyi ezberinden harfi harfine okurdu; dili bir harfe dönmezse ki; Sübhaneke’yi okuyorsa Ettehıyyatü’ye asla geçemezdi.

***

Fatma Civelekoğlu Geçer.

HABBA <> HABBE Kelimesi Üzerine Birkaç Kaynak Bilgisi:

Habbe: Hayderinin göğüs kısmının iki tarafına takılan tesbih taneleri hakkında kullanılır bir tabirdir. PAKALIN, Zeki Mehmet, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Sözlüğü I, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 3. Basılış, 1983, Syf: 692

Hubbu: Tane. Buğday, arpa, mısır gibi bütün hububat. En’am Suresi, 95. Ayet-i kerime.

SÜLEYMAN, Bin Mukatil, Tefsir-i Kebir, I. Cilt, Tercüme: M. Beşir Eryarsoy, İşaret Yayınları, İstanbul, 2. Baskı, 2017, Syf: 569

Habbe: Cins isimdir. Buğday, arpa gibi yiyeceklerin taneleriyle ilgili kullanılır. İSFAHANİ, El Rağıb, Müfredat Kur’an Kavramları Sözlüğü, Çeviren: Yusuf Türker, Pınar Yayınları, İstanbul, 5. Basım, 2018, Syf: 363

Benek: Argu lehçesinde ve bir lehçede “tane, habbe (habba).” KAŞGARİ, El Mahmud, Divânu Lugâti’t-Turk-Türk Dilleri Derlemesi, Çeviren: Mustafa S. Kaçalin, Kabalcı Yayıncılık, İstanbul, 2. Baskı, 2021, Syf: 112

 

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ünye’ye ikinci TOKİ Nereye Yapılacak ?

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla