43,7333$% 0.19
51,9325€% -0.02
7.058,37%2,32
13 Şubat 2026 Cuma
Ramazana az bir süre kaldı. merek edilense pide fiyatları ne kadar olacak. Yeni tarifeye göre yumurtalı-susamlı 500 gram pide 50 TL, 400 gram pide ise 40 TL’den satışa sunulacak. Türkiye genelinde ise 2026 Ramazan pidesi fiyatları yaklaşık yüzde 23 artışla belirlenirken, büyükşehirlerde 250 gram pide 25 TL, 350 gram pide 35 TL seviyesinde olacak.
Fiyatların belirlenmesinde artan un, enerji ve işçilik maliyetlerinin etkili olduğu ifade edilirken, rakamların tavsiye niteliğinde olduğu ve illere göre küçük değişiklikler gösterebileceği belirtiliyor.
Yerel maliyetler ve üretim şartlarına bağlı olarak gramaj ve fiyatlarda küçük farklılıklar yaşanabileceği ifade ediliyor.
Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek
Ünye İlçe Sağlık Müdürlüğü ,”Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek” teması doğrultusunda çocuklarımıza sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazandırmak, sağlık bilgi düzeylerini ve sağlık farkındalıklarını artırmak için Sağlık Eğitimi Birimi Ünye Anafarta İlkokulu öğrencileriyle buluştu.
“Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek” programı; çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlığın korunması ve geliştirilmesine katkı sunmayı ve toplum genelinde sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmayı hedefliyor.
Öğrencilere; Kişisel hijyenin önemi, Bulaşıcı hastalıklardan koruyucu önlemler, Aile Hekimliğinin tanıtımı, Ağız ve diş sağlığının önemi konularında bilgilendirmeler yapılıyor.
Sağlıklı ve hareketli bir yaşam tarzının önemi anlatılarak, çocukların sağlıklı beslenme ve spor bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması amaçlanıyor.
“Sağlık Elçisi Belgeleri” Düzenleniyor.
Ayrıca, yapılan eğitim çalışmaların da 112 Acil Sağlık ekibi tarafından 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve UMKE öğrencilere tanıtılarak, ekiplerin görevleri ve acil durumlarda üstlendikleri roller hakkında bilgi veriliyor.
Eğitim çalışmaları sonunda Okul idaresi ve sağlık ekibi ile birlikte çocuklarımıza “Sağlık Elçisi Belgeleri” verilerek sağlık elçisi görev kartı ve diş sağlığı görev kartlarının dağıtımı yapılıyor.
EKO-AHİT (EMANET AHİDİ):
İSLAM FIKHI, ÇEVRE AHLAKI VE GELENEKSEL DÜŞÜNCE BAĞLAMINDA BİR DEĞERLENDİRME
Özet:
Bu çalışma, modern çevre ve tarım krizlerine İslam düşüncesi içerisinden geliştirilen “Eko-Ahit (Emanet
Ahdi)” yaklaşımını fıkhî, ahlaki ve geleneksel boyutlarıyla ele almaktadır. Makalede Kur’an ayetleri, sahih
hadisler ve usûl-i fıkıh ilkeleri çerçevesinde insanın yeryüzüyle ilişkisi “emanet” kavramı üzerinden
temellendirilmiştir.
Ayrıca Sünni, Alevi–Bektaşi ve tasavvufi geleneklerde doğa ve üretim ahlakına dair ortak
ilkeler ortaya konulmuştur. Çalışma, Eko-Ahit yaklaşımının bid‘at değil; maslahata dayalı, mezhep üstü ve
çağdaş çevre sorunlarına yönelik meşru bir fıkhî cevap olduğunu savunmaktadır.
Anahtar Kelimeler:
Emanet, çevre ahlakı, İslam fıkhı, tarım etiği, Alevi–Bektaşi geleneği, tasavvuf
1. Giriş
Sanayileşme ve modern tarım teknikleri, verim artışı sağlamakla birlikte toprağın biyolojik yapısının
bozulması, su kaynaklarının kirlenmesi ve gıda güvenliğinin zayıflaması gibi ciddi sorunları da beraberinde
getirmiştir. Bu durum, yalnızca teknik değil aynı zamanda ahlaki ve hukuki bir krize işaret etmektedir. İslam
düşüncesinde insan–doğa ilişkisi salt fayda eksenli değil; sorumluluk ve emanet bilinci üzerine kuruludur. Bu
bağlamda geliştirilen Eko-Ahit (Emanet Ahdi), çevre ve tarım meselesine dinî-fıkhî bir perspektif sunmayı
amaçlamaktadır.
2. Emanet Kavramı ve Fıkhî Temeller
Kur’an’da emanet kavramı, insanın yeryüzündeki konumunu tanımlayan temel ilkelerden biridir:
“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmekten çekindiler; onu insan yüklendi.”
(Ahzâb, 33/72)
Klasik fıkıh literatüründe emanet, korunması zorunlu olan ve aslına zarar verilmeden iade edilmesi gereken
değer anlamına gelir (İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr). Bu çerçevede toprak, su ve tohum; insanın mutlak mülkü
değil, emanet mal hükmündedir. Emanete zarar vermek ise fıkhen haram kabul edilmiştir.
3. Fesad Yasağı ve Çevresel Tahribat
Kur’an’da yeryüzünde fesadın yasaklanması, çevre hukukuna dair temel bir ilke sunar:
“Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.”
(Bakara, 2/60; A‘râf, 7/56)
Usûl-i fıkıh açısından fesad, doğal düzenin bozulması anlamına gelir. Toprağın canlılığını yok eden kimyasal
girdiler, suyu kirleten uygulamalar ve ekosistemi geri dönüşsüz biçimde tahrip eden üretim biçimleri bu
kapsamda değerlendirilir. Şâtıbî’ye göre, maslahatı yok eden her uygulama şer‘an geçersizdir (el-Muvâfakât).
4. Zararın Giderilmesi İlkesi (La Darar)
Hz. Peygamber’in şu hadisi İslam hukukunda temel kaidelerden biridir:
“Zarar vermek de zarara zararla karşılık vermek de yoktur.”
(İbn Mâce, Ahkâm, 17)
Bu ilke, bireysel fayda uğruna toplumsal ve çevresel zarara yol açan uygulamaların meşru olmadığını ortaya
koyar. Tarımda kullanılan ve uzun vadede insan sağlığına, toprağa ve suya zarar veren girdilerin terk edilmesi,
bu kaidenin doğal bir sonucudur.
5. İsraf, Su ve Nesiller Arası Hak
Kur’an’da israf açıkça yasaklanmıştır:
“Yiyin, için fakat israf etmeyin.”
(A‘râf, 7/31)
Ayrıca Hz. Peygamber’in akan bir nehir kenarında bile su israfını yasaklaması (İbn Mâce, Tahâret), doğal
kaynakların korunmasının ahlaki ve fıkhî bir yükümlülük olduğunu göstermektedir. Usûl-i fıkıhta maslahât-ı
âmme ilkesi, yalnızca bugünkü toplumun değil, gelecek nesillerin de haklarını kapsar. Bu nedenle toprağı
gelecek kuşaklar için yaşanamaz hâle getiren üretim biçimleri meşru kabul edilemez.
6. Alevi–Bektaşi, Sünni ve Tasavvufi Geleneklerde Ortak Zemin.
İslam düşünce geleneği içinde farklı yorumlar bulunmakla birlikte, çevre ve üretim ahlakı konusunda güçlü bir
ortak zemin mevcuttur.
Sünni gelenek: Helal lokma, kul hakkı ve israf yasağı
Alevi–Bektaşi geleneği: “Eline, beline, diline sahip ol”, rızalık ve can birliği
Tasavvuf: Yaratılanı Yaradan’dan ötürü sevme, hizmet ve tevazu
Bu üç yaklaşımda da insanın doğa üzerindeki tahakkümü değil, uyum ve sorumluluğu vurgulanır. Eko-Ahit,
bu ortak zemini çağdaş bir çevre etiği çerçevesinde yeniden ifade etmektedir.
7. Sonuç:
Eko-Ahit (Emanet Ahdi), İslam fıkhı ve ahlak düşüncesiyle uyumlu, mezhep üstü bir çevre ve tarım etiği
sunmaktadır. Bu yaklaşım, modern çevre krizlerine karşı geliştirilen romantik veya ideolojik bir söylem değil;
ayet, hadis ve usûl ilkelerine dayanan meşru bir fıkhî cevaptır. Toprağı, suyu ve tohumu emanet olarak gören
bu anlayış, sürdürülebilir tarımı ahlaki bir sorumluluk hâline getirmektedir.
Kaynakça:
Kur’an-ı Kerim
İbn Mâce, Sünen, Kahire
Buhârî, el-Câmi‘u’s-Sahîh
Şâtıbî, el-Muvâfakât fî Usûli’ş-Şerîa, Beyrut
Gazâlî, el-Mustasfâ, Kahire
İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Beyrut
Nasr, S. H., İslam ve Çevre, İstanbul
Foltz, R., Islam and Ecology, Harvard University Press
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.