45,1918$% 0.16
52,7745€% -0.14
6.648,80%0,89
Otogara girer girmez saatine baktı kır saçlı adam. Sonra seyahat edeceği firmanın gişesine doğru yürüdü. Görevliden yolculuk yapacağı otobüsün ne zaman geleceğine dair bilgi aldı. Tekrar saatine baktı ve yürüdü bekleme salonuna doğru.
Otogarın yolcu bekleme yeri kalabalıktı. Mevsim kış olduğu için mekânın dışında sigara içenlerin haricinde kimseler yoktu.
Kır saçlı adam elinde bulunan küçücük valizi bir köşeye bıraktı. Kendisi bir yere oturmayı tercih etmedi. Yürümeyi severdi zaten. Zaten, saatlerce oturacaktı.
Otogarda bulunanların çoğu bir oturağa oturmuştu. Bazıları ayaktaydı. Boş oturma yerleri olmasına rağmen…
Birkaç adım daha atarak bir yerde durdu kır saçlı adam. En son yaptığı otobüs yolculuğunu düşündü. Seneler önceydi ve Ordu’dan İstanbul’a gitmişti. O yaklaşık yarım asrı aşkın bir süre önceydi hatırladığı bu zaman. O kadar süre içinde yaşadıkları resmigeçit yaptı zihninde. Şimdi yine bir seyahat daha yapacaktı.
Bulunduğu yerde birkaç adım daha attı kır saçlı adam. Maksadı hareket etmekti. Otogara yeni gelenler oluyordu. Belli ki kalkış saatleri ve firmaları farklıydı onların. Sonra bir ses duyuldu otogar çalışanlarından: “Falanca şirketin yolcuları, filan numaralı peronda yerini almaları rica olunur” diye. Bu ilanın ardından dışarı çıkanlar olurken bir otobüs yaklaşıyordu ait olduğu perona.
Otobüsün muavini yolcuların valizlerini yerleştirmek için indi. Yolculara nerede ineceğini sordu önce. Daha sonra itina ile yerleştirdi bagaja verilen yükleri.
Çok geçmeden otobüse bineler oldu, geride kalanlar da. Otobüs hareket etmeye başlayınca geride kalanlar el salladılar hareket halindeki otobüse. Otobüs otogarı terk ettiğinde hala eli havada kalan kişiler vardı. Sonra indirdiler ellerini. Ve otogarı terk ettiler, biraz hüzünlü bir şekilde. Ne de olsa bir ayrılığa şahit olmuşlardı. Şahit olunamayan ayrılıkların da olduğunu düşünemediler o an…
Kır saçlı adam olup biteni takip ediyordu. Önünde bir bankta üç delikanlı oturuyordu. İkisi diğerine hararetle bir şey anlatıyordu. Az ileride iki erkek daha vardı. Yanlarında ayakta duran biriyle konuşuyordu. Pencere yakınında iki genç kız ellerinde telefonla meşgul iken birbirleriyle konuşmuyordu. Ya şu orta yaşta bulunan beye ne demeli? Tek başına oturmuştu. Gözleri otogarın duvarlarını delip geçiyordu sanki. Yüzünde ne bir endişe, ne de bir sevinç vardı. Sadece senelerin izi belli oluyordu.
Kır saçlı adam kimseyi rahatsız etmeden adımlıyordu otogarın bekleme salonunu. Gelenler oluyordu peyderpey. Gelenlerden bazıları boş olan yerlere oturuyordu.
Sonra bir ilan daha duyuldu. Bir otobüs daha yaklaşıyordu perona. Yine bir hareketlenme oldu. Yine birileri terk etti bekleme salonunu. Yine binenler oldu otobüse. Yine eller sallandı havada. Yine ayrıldı otobüs otogardan. Yine bazılarının eli havada kaldı…
Her otobüs bir ayrılığı temsil ediyordu…
Otobüssüz ayrılıklar hariç…
Bekleme salonunda kişiler gitgide azalıyordu. Gece ilerliyor, hava biraz daha soğuyor, sokak lambaları etrafı ışıtıyordu. Sokak lambaları çok ayrılığa şahitti. Onunda bir vazife süresi vardı. Güneş doğduğunda kimse onun aydınlatma özelliğini anlayamıyordu. Belki vefasızlıktı bu. Belki de hayatın bir hakikati. İşe yararsan itibar ederler…
Otogarın bekleme salonu epey azalmıştı ki bir kadın girdi içeri. Ortadan uzun boylu, etine dolgun fakat şişman değil. On kişinin sekizin güzel diyebileceği ikisinin de çok güzel diye tarif edebileceği bir tip. Dalgalı sarı saçları omuzuna dökülüyordu. Koyu kahverengi gözleri geceden dolayı siyah görünüyordu. Ağır adımlarla yürüyerek bir yere oturdu.
Etine dolgun sarışın kadının oturduğu tarafta kimseler yoktu. Kalabalığa karışmak istemedi belli ki. Elinde bulunan küçümen valizi kucağına aldı. Arkasına yaslandı ve o da beklemeye başladı. Kır saçlı adam kadın bulunduğu yere otururken oradan geçiyordu. Oturuşunu göremedi ama hissetti.
Birazdan bir ilan daha… Bu sefer kırklı yaşlarda tek başına oturan adam kalktı yerinden. Gözleri artık ötelere ulaşamayacaktı. Onunla birlikte kimse kalmadı yerinden. Elinde bagaja konulacak bir şeyi yoktu. Otobüsteki yerini aldı. El sallayanı da yoktu… Otobüs hareket edince o da ayrıldı aramızdan. Ardında bıraktığı kimse yoktu.
Tek başına bir yolcu…
Ardından el sallayanı olmayan…
Ve ardından bir otobüs daha yaklaştı perona. Gelen otobüs neredeyse boştu. Bir anda otobüsün çevresi doldu. Önce valizler bagaja yerleşti, sonra yolcular. El sallayanların sayısı bir hayli fazlaydı. O otobüs de ayrıldı otogardan. Sallanan eller teker teker indi.
Otogarda üç kişi kalmıştı. Biri kır saçlı adam, biri orta yaşlı bir bey, biri etine dolgun sarışın kadın. Üçünün de el sallayanı yoktu.
Önce orta yaşlı beyin yolcu otobüsü geldi. Kır saçlı adam ile etine dolgun koyu kahverengi gözlü sarışın kadın kaldı bekleme salonunda. Bir de bu firmalara ait iki çalışan. Sarışın Kadın ile kır saçlı bey beklerken birbirleriyle sohbet etmediler hiç. Belki de aynı otobüsle yolculuk yapacaklardı. Aradan on dakikadan fazla zaman geçti. Kimse kimseyle “kelimeler” ile konuşmuyordu.
Ve bir otobüs daha yaklaştı perona. Kır saçlı adam valizini alıp kapıya doğru yollanırken etine dolgun sarışın bayan bir yere oturdu. Belli ki onun yolculuk yapacağı otobüs daha gelmemişti.
Kır saçlı adan tam kapıdan çıkarken bekleme salonuna bakar gibi yaptı. Sanki etine dolgun sarışın kadına “hoşça kal” der gibiydi. Kadın da ona baktı bir an. Baktı ve “kelimesiz” bir “güle güle” dedi içinden. Ardından el sallayamazdı sarışın kadın. Kır saçlı adam da sesli söyleyemedi zaten “hoşça kal” sözünü.
Şairin “Gel seninle ney gibi dilsiz konuşalım” demesi gibi, harfsiz ve kelimesiz “ifadelerle” ayrıldılar birbirlerinden. Etine dolgun sarışın kadın omuzlarına düşen saçını geriye itti iki eliyle. Ve kır saçlı adamın bindiği otobüse doğru bir bakış fırlattı. Kır saçlı adam bakışı sokak lambalarının ışığına rağmen fark etti.
Sarışın kadın bekliyordu…
Onu da bekleyen vardı muhakkak.
Beklemek umuttur…
Çanakkale Cephesinde Liderlik, Strateji ve Kahramanlık/ Ahmet Cemal CAN
1
Sokak Hayvanları Uyutulmalı Mı, Uyutulmamalı Mı?
1478 kez okundu
2
Karadeniz Bölgesinin Geleneksel Halk Oyunu “HORON” Çambaşı Yaylasında Hayat Bulacak
1443 kez okundu
3
Ünye’ye ikinci TOKİ Nereye Yapılacak ?
1317 kez okundu
4
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Kantin Fiyatları Açıklandı
1240 kez okundu
5
Oda Arkadaşım../ Berkay GÖKTAŞ
1163 kez okundu