45,1870$% -0.01
53,0720€% 0.02
6.669,27%-0,68
“Çocuklar dağlara baktığı zaman babaların suçu uzuyor (1).”
Merhaba baba,
Seksen yılın kırkını, mahkeme salonlarının taş duvarlarında harcadın hatta daha da fazlasını; bana ait olan tüm zamanı orada bıraktın. Ömrünü adadığın dava seni; gök de Kartal, yer de Aslan yapmışken, ben; üzerine basıp geçtiğin toprağın mühendisi, muhammes solucanı olmuştum. Bundandı soğuk duruşum, bu yüzdendi yemek yemeyişim, ani sinirlenmelerim, kapıyı çarpmalarım; ellerimin soğukluğu topraktan gelirdi. Bilirsin sen, melekler de soğuktur.
Bazı babaların kız evladı olmamalı, bunu öğrendim.
“En iyi yerlerde mahkûm olmak da her şeye karşın bir sefalettir (2)” diyerek, ardıma bakmadan çekip gittiğimde, sen de gitmiştin. Ben, gittiğim yerden geri döndüm, sen dönmedin… Oysa ardıma bakmadığım sen değil; kadın doğmanın tarihi, sonradan ismime ilişen soyadı diye sana söyleyemedim.
Yokluğunda bıraktığın boşluklara kitaplar istifledim; her sayfasını seninle açtım, her kitabı senin için okudum, bu şehre en çok seni yakıştırdım, sokaklarında seninle dolandım, günlerden bir gün sana geldim. Aylardan Kasım ayıydı. Üst duvarından idrar akan dükkâna; alelacele alınan mahkeme kararının, onbeş bin kitaba karşı okunan saatindeydim. Anahtarı, avukatın önüne bırakıp çekip gittiğim gün, bu defa sen yoktun. Abdest alıp yanına, sağ ayakucundan sana doğru bakmıştım. Hava usulca çiseliyordu, sis inmişti ortalığa. Saatlerce anlattım durdum… Başında koca bir taş… Soğuktu benim gibi. İnsanlığımdan çıkmama ramak kala, sana gelmiştim. O gün anladım: “dilimde, yarım bir hece gibi kaldığını (3).”
Durduk yere sana bilenenlerin sayısı, yokluğunda, benim suratıma baka baka çoğaldı, sahifelerin yüzünü okuyanlar azaldı, insan onurunun gözyaşları arttı. Belki çaresi vardır bunların… Sen yoksun. Şimdi olsaydın, yaşadığım olumsuzlukların %1 ini anca yaşardım fakat geriye kalan 99 hangi sayı? Diye düşündüğüm vakitler; libidolu kötülük sahibi kişilerin Esma-ül Hüsna’dan gelmediğini öğrendim. Doğru bildiğim insanlar sen gidince yanlış oldu. İnsan dosdoğruyken nasıl olur da ruhunu şeytana satardı? Yoksa zaten yanlışlardı da ben mi görmemiştim iç yüzlerini? En çok yalan söyleyip peşinden kendileri de inandılar. İftira yaşamın dışkısıdır; sana iftira edenlerin ismi, ahlaki üstünlüklerle anılıyor. Adını bile duymaya tahammül edemeyenlerin kapı bekçileriyle tanıştım… Sayıları son kez yirmisekiz oldu…
Hayınlık, çırılçıplak ortalık yerde dolaşırken; işine yarar durumlar için kimileri onu sarıp sarmaladılar. Artık eğri, doğruyu büktü. “En yiğididir” dediklerinin bacasından muhannes dumanlar çıkıyor, sen görmüyorsun.
Sonra hayat daha da hızlandı…
Yaşadıklarım birden çoğalıp anında ihtiyarladı, hiç birinin kıymeti harbiyesi yok; sen varken ki gibi anlamlı değil… Olsaydın şimdi; dönerdin Tirebolu’ya, 300 asker der, anlatırdın tarihi, hiç yorulmadan; peşinden, olanı inkâr edenlerden bahsedip saydırmaya başlaman belki milyon kere sayıdadır. Söylediğin tüm konuların, esas olduğunu öğrendim.
Varlığında da değişmez yokluğunda da… Bugünleri görmek istemeyen bir nesilden geliyordun sen; Kuzey cephesinde değişen bir şey yok, bu şehir ile ben hariç. Kaliteli yaşayanları öğüten bir dünyada, her şeyle birlikte yaşamanın kapısını buldum.
Gittin gideli seni yazıyorum, tüm harflerinle… İçinde ben yokum…
Atalarımın dilini, yürek dilime doladım, senin gibi anlatamam biliyorum. Sana evlat olabilmek…
Evlatların paslanmaz olanı, yorulmayanı, torunların hak arayanı, bildiğinin bükülmezi… Sendin.
Onca kâğıt arasında; satırları arlı, hiçbir şeyin hırsızı olmayan, vazgeçtiğim de: “kalk ayağa” diyecek bir kaynak buldum, onun arısındayım…
Okuduğumda nefes aldığım…
Bitap içindeyken: ‘Arama boşuna, o kadim bilgi burada’ diyen kitap…
Kaldığın yerden senin için devam ettiğimi bil baba…
Rahat uyu…
Kaynakça:
(1) Turan, Ömer, Dünyanın İlk Sabahı, Yitik Ülke Yy. İstanbul, 2015, Syf: 20
(2) Puzo, Mario, Aile, 1001 Kitap Yayınları, İstanbul, 2001, Syf. 356
(3) Keskin, Birhan, Ba, Metis Yayınları, İstanbul, 2015
Babalar Gününüz Kutlu Olsun!
1
Sokak Hayvanları Uyutulmalı Mı, Uyutulmamalı Mı?
1480 kez okundu
2
Karadeniz Bölgesinin Geleneksel Halk Oyunu “HORON” Çambaşı Yaylasında Hayat Bulacak
1445 kez okundu
3
Ünye’ye ikinci TOKİ Nereye Yapılacak ?
1319 kez okundu
4
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Kantin Fiyatları Açıklandı
1243 kez okundu
5
Oda Arkadaşım../ Berkay GÖKTAŞ
1166 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.