46,1043$% 0.13
53,1663€% 0.16
6.378,70%-0,48
SİFTAH
KELİMELERİN GİDİŞATI
Birlikte büyüdüğüm kelimeleri öykülere bezemenin kitap okuyor, yorumluyor, özetliyor olmanın çok ötesinde olduğunun farkındaydım.
Eski-yeni kitaplar dünyasının sahaflığını da aşıyordu, biliyordum…
Yazmak sadece harfleri yanyana getirerek cümle yapmak değildi ki bir nevi onların kaderini de belirlemekti; yazılmanın mukadderatı bu yönüyle bendeydi, hissediyordum.
Yazılanı sevmek, bazen sevmemek, kızmak, olmadı demek, vazgeçmek, nasıl yazılacağını düşünürken düşmek, ayağa kalkmak, o olmak, olanla bütünleşmekti; apayrı meziyet gerektiriyordu.
Ne yalan söyleyeyim, yok olmanın eşiğinde kimi yosunlu, yirmisekiz ihtişamlı kelimeyi günümüz dünyasında yeniden yeşerterek selamlamak oldukça güçtü.
Harfler daima cümleye gitmeyi sevdi. Ben de hep oraya gitmelerini çok sevdim. Sanki onlar da beni sevdi.
Birlikte hemhal olmuş öykülerimi düşünürken bir sonraki başlığın ana kelimesi kim olacak? Kendiliğinden doğarak yidimine koşar gelir mi? Gelmezse eğer kelimeye ben mi gideceğim? Hadi gittim diyelim, söylendiği yıllardaki gibi aktarabilecek miyim?
Öykünün gidişatı mı kelimenin gidişatı mı? Elbette cevap kelimeydi. Bir kelime, bir çocukluk yıllarıydı; geriye dönüp ardından yâd ettiklerim bana yön veren giden nesildi. Annemdi, babamdı, dedelerimdi, büyükannelerimdi, ummanlaşan ailemdi; kelime üzerindeki hükümleri geçerliydi.
Telaffuz edildiği dönemde bizzat aynısını tam anlamıyla yazabilmek -bu kısma ayrı önem verdim- zahmetin kapısını açmıştı. Evet, kapının adı zahmetti ancak kelimelerin bereket âlemiydi. O âlemi açtım. Açar açmaz, daha içeri adım atamamıştım ki, derinliklerden siftin (besmele ile başlar, siftah = ilkin) suratıma bir yalavu vurdu. Alevlerden yüzüme gözüme adeta sıçrayanları, çarpanı-çarpmayanı, yerinde olanı-olmayanı, öleni-ölmeyeni, biteni-bitmeyeni derleyip topladım. Hepsini (el yazısıyla yazılmış) kucağıma aldım, onları kundağa sardım. İki kolumla salladım. Sonra omzuma yasladım.
Öylecene büsbütün olduğu yerde duruyordu. Kundağın adı: “Islıksız Okçu”… Zamanla yaslandığı yerden bir çiçek açtı. Çiçek büyüdü, yapraklandı; boyunu aştı. Köklerine zarar-ziyan getirmeden bir tek dalından kalem yaptım. Kaleme de Selcan’ı yaren ettim.
Ortalığa yayılan kelimelerin ezeli kokusu anlatılamaz değildi.
Zordu, imkânsızlık yoktu.
Noksanı vardı, kimbilir tamamlanmak üzeredir. Yolculuğum ilerledikçe her duyduğum hikâyeyi kahramana çevirdim. Bazen tokgözlü oldu, bazen mazlum, saf, kanayaklı…
Kimi sarp kaya. Aşılmaz görüntüler geldi önüme.
Onları geçtim. Bıraktım. Şimdilik.
Çınarsuyu Sosyal Tesisleri Yenilendi
1
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Kantin Fiyatları Açıklandı
1420 kez okundu
2
Deneyap Teknoloji Atölyeleri İçin Başvurular Başladı.
1148 kez okundu
3
DEPREM BÖLGESİNE OYUNCAK KÖPRÜSÜ
885 kez okundu
4
Hacettepe Üniversitesi ve OBB iş Birliğiyle Yürütülen (REMEDY) Projesi Başladı.
881 kez okundu
5
Anafarta İlkokulu Öğrencisi Resim Yarışması Türkiye Birincisi
813 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.