44,8705$% 0.25
52,9778€% 0.2
6.914,21%0,33
“EVLATLARIM”
Evlatlarım” dedi öğretmen;
Kurşun sesleri teneffüs zilini boğarken, tahtada yarım kalmış bir cümle gibi havada asılı kaldı merhamet.
Bir okuldu orası;
Defter kokmalıydı sınıflar, tebeşir tozu uçmalıydı pencerelerde, çocuk sesi değmeliydi duvarlara.
Ama o gün;
Kara bir haber kapıyı yumrukla değil, silahla açtı. Sıraların üstünde matem kaldı, çantalarda eve götürülemeyen yarınlar, ceplerde annelere söylenemeyen “Bugün iyiydim” cümlesi kaldı.
Ve bir öğretmen;
Canını ders zili gibi öne sürüp, ölümle çocukların arasına dikildi.
“Evlatlarım…” dedi;
Bu bir kelime değildi artık, bir annenin yüreği, bir babanın duası, bir memleketin boğazına dizilen en ağır, en yanık heceydi.
Kim bilir;
Hangi çocuğun eli titredi o an, hangi göz, kara tahtaya değil, kara yazıya baktı.
Kim bilir;
Hangi defterin arasında kurumuş bir çiçek gibi kaldı çocukluk.
Kim bilir; hangi evde kapı akşama kadar kapatılmadı da bir çift ayak sesi bekledi.
Gerçek budur:
Ölen yalnız bedenler değildir; bir mahallenin neşesi ölür, bir okulun sabahı ölür, bir ülkenin vicdanında onulmaz bir yer açılır.
Bir öğretmen, bazen yalnız ders anlatmaz;
Bazen son nefesinde bilehayatı çocukların önüne siper eder.
Ey zaman, yavaş geç bugün.
Ey kelimeler, bağırın bugün.
Ey analar, babalar gözyaşınızı saklamayın.
Çünkü bu yalnız bir haber değil,
yalnız bir manşet değil,
yalnız bir sayı hiç değil;
Adı olan çocukların,
yarım kalmış düşlerin,
eve dönemeyen gülüşlerin kıyametidir.
Ve sen kahraman öğretmen;
Son sözünle bu ülkenin alnına bir ateş gibi yazıldın:
Şimdi o nida sadece senin sesin değildir;
Toprağın altından göğe, göğümüzden birbirimize emanet bir çağrıdır:
Çocukları koruyun.
Okulları koruyun.
İnsanı koruyun.
Çünkü bir ülke,
en çok çocukları kadar masum,
öğretmenleri kadar onurludur.
Allah rahmet eylesin;
öldürülen yavrulara da, onlara gövdesini kalkan eden öğretmene de.
Geride kalanların yüreğine sabır değil yalnız, adalet de düşsün.
Bir daha hiçbir sınıfta ölüm yoklaması alınmasın.
Ve şimdi gecedir…
Ama hiçbir gece bu kadar karanlık olmamıştı. Çünkü karanlık, gökten inmedi bu kez, insanın içinden çıktı.
Koridorlarda yankılanan ayak sesleri sustu, zil sustu, teneffüs sustu, yalnız annelerin yüreği konuşuyor şimdi.
Her kapı çalınışında irkilen bir ev, her telefon sesinde çöken bir omuz, her haberde biraz daha yaşlanan gözler var.
Bir sıranın altında kalan kalem, sahibini bekliyor hâlâ.
Yarım bırakılmış resimde güneşin bir köşesi boyanmamış.
Türkçe defterinde “Ben büyüyünce…” diye başlayan cümle sonsuz bir sessizliğe dönmüş.
Ey dünya, duyuyor musun?
Bir çocuğun düşmesi yalnız toprağa olmaz.
Göğe düşer, zamana düşer, hepimizin alnına düşer.
Ve o öğretmen…
Adı artık yalnız nüfusta yazılı değildir.
Adı, çocuklarını koruyan bütün kalplerde bir dua gibi dolaşır.
Çünkü bazı insanlar ölmez; kendinden sonra utanacak bir vicdan, uyanacak bir merhamet bırakır.
“Evlatlarım…” dediğinde;
Yalnız önündeki çocuklara seslenmedi o. Bu memleketin bütün çocuklarına, doğmamış bebeklerine, yarın okula gidecek küçüklere, çantasını yeni alanlara, okuma yazma sökecek gözlere seslendi.
Şimdi her öğretmen tahtaya kalktığında bir gölge duracak yanında.
Her öğrenci sıraya oturduğunda bir eksiklik çökecek omzuna.
Ama aynı anda bir söz de yükselecek:
Korkmayın çocuklar…
Sizi sevenler hâlâ var.
Ey toprağa verilen yavrular;
Sizi rakam diye yazanlara inat, siz birer sayı değildiniz.
Biriniz doktor olacaktınız,
Biriniz saz çalacaktınız,
Biriniz annenize ev alacaktınız,
Biriniz yalnızca iyi bir insan olacaktınız.
Hepsi yarım kaldı.
Ve yarım kalan her hayal bu ülkenin boynuna borç kaldı.
Ağlayın ey insanlar, çünkü gözyaşı bazen insan kalmanın son delilidir.
Susmayın ey vicdan sahipleri, çünkü sessizlik bazen suçun gölgesidir.
Unutmayın ey zaman, çünkü unutulan acı
yeniden kapıyı bulur.
Bir daha hiçbir çocuk tahtaya yazı yerine korku yazmasın.
Bir daha hiçbir öğretmen bedeniyle ders anlatmasın.
Bir daha hiçbir ana mezar taşına oyuncak bırakmasın.
Ve gecenin en sonunda sabah olacaksa eğer, o sabah çocuk sesleriyle olsun.
Okul bahçelerinde koşan ayaklarla, yanaktan taşan kahkahalarla, defter arasında saklanan umutlarla olsun.
Çünkü siz gittiniz…
Ama bize bıraktığınız şey yalnız acı değil:
Çocukları koruma yemini,
Wdaleti isteme hakkı,
Merhameti diri tutma borcudur.
Rahat uyuyun evlatlar…
Sizi unutursa bu dünya,
gökyüzü utanır.
Okul Güvenliği İçin Kritik Toplantı!
1
Sokak Hayvanları Uyutulmalı Mı, Uyutulmamalı Mı?
1459 kez okundu
2
Ünyeli İş Kadını Arzu Açıkgöz Elim Bir Olay Sonucu Hayatını Kaybetti
1000 kez okundu
3
Ünye Tekkiraz’da Silahlı Saldırı
830 kez okundu
4
İkizce’de “Gençlerde Uyuşturucu Kullanımı ve Belirtileri” Konulu Söyleşi Gerçekleştirildi
745 kez okundu
5
AKSOY’DAN AZİMLİ YAZARIN DAVETİNE CEVAP
723 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.