DOLAR

45,7392$% 0.33

EURO

53,0889% -0.22

GRAM ALTIN

%

a

“Her Mevsim İçimden Gelir Geçersin” / Zeki ORDU

HER MEVSİM İÇİMDEN GELİR GEÇERSİN

Daha on yaşlarındaydım. Evimizde bulunan transistörlü radyodan “türküler ve şarkılar” dinlerdik.

Türk Halk Müziğine kısaca “Türkü” ; Türk Sanat Müziğine de “Şarkı” denirdi. O zamanlar, şimdi “Pop müziği” diye bilinen eserlere ise “Hafif Müzik” denirdi.

Yıl daha yetmişlere gelmemişti. Her evde radyo bulunmazdı. Zaten elektrik de yoktu. Ahali arasında “Pilli radyo” denilen radyo köylerde bile oldukça azdı.

İşte böyle bir zamanda radyo dinlerken bestesi Semahat Özdenses; sözleri Hüseyin Çolak Yurdabak’a ait olan “uşşak” makamında bir şarkı, “Her mevsim içimden gelip geçersin” diye başlıyordu.

Çocuktum. Mecaz nedir, istiare nedir, şiire ait sanatlar nelerdir bilmezdik. Zaten öğrenmemize de çok zaman vardı.

Ne demekti “Her mevsim içimden gelir geçersin” demek? Çocuk yaşımızda her ifadeyi somut olarak değerlendirirdik. Ateş yakar, su ıslatırdı. Toprak yumuşak, taş sertti. İçimden gelir geçersin derken ne kastedilmişti? Çocuk olmak da bilgi sahibi olmamak da zor şeydi.

Günler günleri, aylar ayları kovaladı. Şarkı ve türkü sözlerinden bazılarını anlamasak da anlar gibi gibi oluyorduk. Yine böyle anlardan birinde bestesi ve güftesi Yusuf Nalkesen’e ait bir hüzzam şarkı daha dinledim. Şarkı, “İçimde kim vardır, bir bilebilsen” diye başlıyordu.

Bu “iç” denilen yer nasıl bir yerdi? Oraya ne çok şeyler sığıyordu… Kimi “Her mevsim içimden gelir geçersin” diyor kimi de “İçimde kim vardır bir bilebilsen” diyor. Hakikaten bu “iç” denilen yer bir muammaydı. Kimi oraya uğrayıp gidiyor; kimi uğrayıp orada kalıyor…

Daha “Deli deli rüzgârların esmediği” zamanlarda; bir de söze dair bilgi noksanlığı olunca beyin denilen organ sadece maddi şeyleri algılayabiliyordu.

Sonunda lisenin yolunu tuttuk. Artık deli deli rüzgârlar değil “Kavak yelleri” esmeye başlıyordu. Önce duvarlara yazdık yazılarımızı. Duvarlara “kalbimdesin” falan yazanlar olmuştu. Hayran hayran baktık yazılara. Bir şeylerin insanın içinde nasıl olduğunu anlamayan biz, “kalbimdesin” yazan kişinin meramını anlıyorduk. Bilgi böyle şeydi demek.

Sonra düşünmeye başladık. Yoksa “iç” denilen yer ile “kalp” denilen şey aynı mıydı? Hani ne diyordu şair “Her mevsim içimden gelir geçersin…”

Artık bazı şeyler yerli yerine oturmaya başlamıştı. Herkesin içinden bir şeyler gelip geçiyordu. Belki de biz “Gelip kalmasını” istiyorduk… Peki “İçimde kim vardır bir bilebilsen” diyen kişi neyi kastediyordu. Madem orada duruyordu; kimi ilgilendirirdi bilinip bilinmemesi?

Off! Ne zor sorular bunlar. Gelip geçmesi başka, kalıp bilinmemesi hep başka…

Belli bu yazı burada bitmeyecek. Bu bölümü nasıl bitirelim dersiniz. Okurlara “Her mevsim içimden gelip geçersin” diye mi sormak lazım; yoksa “İçimde kim vardır bir bilebilsen” diye mi?

Sahi hangi sorunun muhatabı olmak isterdiniz?

Ben mi yazayım?

Bari o da içimde kalsın…

Belki daha sonraki yazılarda yazarım.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Bu Gece Ordu’nun Yüreği Stadyumda Olacak!

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla