43,1446$% 0.23
50,2822€% 0.02
6.203,46%0,15
04 Ocak 2026 Pazar
Uzun süredir bu köşede yazıyorum. Yazdıkça şunu daha net görüyorum: Bu şehirde sorun yokmuş gibi davranmak, sorunu çözmüyor, sadece sorumluları rahatlatıyor. Benim derdim kimseyi memnun etmek değil. Kamu adına, kamu vicdanı adına hesap sormak.
Yazdıklarıma gelen tepkiler umurumda mı?
Seviyesiz olanı çöpe atarım, seviyeli olanı okur, dikkate alırım. Ama şunu herkes bilsin: Bu köşede yazılan her satır kulaktan dolma değil, sahadan gelen bilgiyle, belgeyle, tanıkla yazılıyor.
Son günlerde Fatsa’dan gelen mesajlar dikkat çekici. Hatta rahatsız edici… Bir okuyucum açık açık soruyor:
“Yağan ilk ciddi yağmurda evler, işyerleri su altında kaldı. Kimse yazmadı. Neden? Belediyede kimler, neye göre işe alınıyor? Sokak bunu konuşuyor, siz duymadınız mı?”
Duyduk.
Gördük.
Not ettik.
Ama asıl sorun şu: Görmesi gerekenler görüyor mu?
Fatsa Belediyesi’nde yaşananlar artık “aksaklık” değil, yönetim zaafıdır. Yaşananları “küçük işler” diye ekibe havale edip kenara çekilmek, sorumluluktan kaçmaktır. Belediye başkanlığı, CV doldurma makamı değildir; “bir sonraki koltuk” için bekleme odası hiç değildir.
Sayın Etem Kibar’ın yaklaşık üç yıldır Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı hayali kurduğu herkesin bildiği bir gerçek. Ancak insan şunu sormadan edemiyor:
Fatsa’yı yönetemeyen, Ordu’yu nasıl yönetecek?
Üstelik kulisler de sert. Aynı makam için Enver Yılmaz, Cemal Enginyurt gibi güçlü isimler konuşulurken, Mustafa Hamarat sahada altyapısını sessiz sedasız kuruyor. Sayın Kibar’ın ise siyasi destek konusunda net bir zemini olmadığı konuşuluyor. Siyasette boşluk affedilmez; boşluğu başkası doldurur.
Gelelim asıl meseleye…
Belediyede kimler, hangi kriterle işe alınıyor?
Neden sokak “marketin kırmızısını”, “iş adamının memleketlisini”, “bilgisayarcıyı” konuşuyor?
Neden her yağmurda aynı manzara yaşanıyor da kimse sorumluluk almıyor?
Bu sorular cevapsız kalırsa, sorun büyür, öfke birikir.
Şunu açıkça yazıyorum:
Önümüzdeki günlerde Fatsa Belediyesi dosyasını açacağız. İsim, tarih, belge… Ne varsa yazacağız. Kimsenin makamı, rozeti, partisi kalkan olmayacak. Çünkü kayırma varsa, susan da bu düzenin ortağıdır.
Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
“Hocam, Ramazan bizden memnun mu?”
Hoca demiş ki:
“Memnun olmasa, on gün önce gelir miydi?”
Bugün de soruyorum:
Halk memnun değilse, bu düzen neden hâlâ sürüyor?
Saygılarımla..
Tayfun TURAN / Küçük Bakkal
Ordu’ya Sadece Ordu’dan Bakmak Büyük Bir Yanılgıdır.
Ordu’da yaşananları yalnızca Ordu’dan okuyarak anlamaya çalışanlar, daha en başta büyük bir yanılgının içine düşüyor. Çünkü bu şehirde dönen bazı meseleler, sanıldığı gibi yalnızca yerel değil. Masanın üzerinde görünenler ile masanın altında konuşulanlar arasında ciddi bir mesafe var. Ve o mesafe, her geçen gün biraz daha açılıyor.
Yerel gibi görünen pek çok gelişme, aslında Ankara koridorlarında tartışılıyor, İstanbul kulislerinde hesaplanıyor, zaman zaman da uluslararası bağlantılara kadar uzanıyor. Ama ne hikmetse, Ordu’da tüm bunlar ya görülmüyor ya da görmezden geliniyor. Herkes küçük gündemlerin peşinde koşarken, büyük hamleler sessizce ilerliyor.
Daha önce de defalarca vurguladım: Yazdıklarımı sadece Ordu’da gördüklerime ve duyduklarıma dayanarak yazmıyorum. Konuştuğum çevreler, kurduğum temaslar ve takip ettiğim ilişkiler ağı, bu şehrin sınırlarının çok ötesine uzanıyor. O yüzden bazı gelişmeler, daha Ordu’da konuşulmadan benim masama düşüyor.
Ünye Limanı, maden ruhsatları, enerji ve yatırım alanında yapılan planlamalar… Bunlar Ordu’dan bakılmaması gereken, hatta sadece Ordu’dan bakıldığında asla tam olarak anlaşılamayacak konular. Gelin, olaylara bir de benim gibi Ankara’dan bakın. O zaman bazı taşların neden yerinden oynadığını, bazılarının ise neden hâlâ yerinden oynamadığını daha iyi anlayacaksınız.
Bu kadar büyük başlıklar, bu kadar kritik konular neden şehirde yeterince tartışılmıyor? Kimler konuşulmasını istemiyor? Kimler susmayı tercih ediyor? Ve daha da önemlisi, kimler şimdiden pozisyon almış durumda?
Şunu açıkça söyleyebilirim ki; Ordu, önümüzdeki dönemde sadece yerel gelişmelerle değil, ulusal ölçekte ses getirecek süreçlerle anılacak. Bugün önemsiz gibi görülen bazı detaylar, yarın manşet olacak kadar büyük başlıkların parçası hâline gelecek.
Yazılarımı merakla beklediğinizi biliyorum. Buradan özellikle İstanbul ve Ankara’da yazılarımı yakından takip eden dostlarıma da selam gönderiyorum. Endişe etmeyin… Anlatacaklarım, konuşulandan çok daha fazlası.
Ve şimdilik bu kadarı yeterli.
Çünkü bazı gerçekler, bir anda değil adım adım yazılır.
Bu yazıya uygun fıkra bulamadığım İçin yazmayacağım ama sizler aklınıza gelen bir fıkra ilave edersiniz.
Saygılarımla..
Tayfun TURAN / KÜÇÜK BAKKAL
AK Parti Ordu İl Başkanlığı görevine Samet Özdemir’in atanmasıyla birlikte kulislerde hareketlilik başladı.
Bir yanda beklentisi olanlar, diğer yanda bu atamayla hayalleri suya düşse de yeni hamleler peşinde koşanlar…
Kısacası yine bir tarafta Hilmi Güler, diğer tarafta Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığı hayali kuran Etem Kibar var.
Birol Kiraz’ın tavsiyesiyle, Numan Kurtulmuş’un onayı sonucu yapılan bu atama, bazı çevrelerce sahiplenilirken, bazı kesimlerde ise sessiz bir kırgınlık hâkim.
Yeni İl Başkanı’nın nasıl bir yol izleyeceği şimdiden konuşulmaya başlandı bile. İlk icraat olarak Ordu Üniversitesi Genel Sekreterliği’ne Hasan Acu’yu getireceği kesin gözüyle bakılıyor.
Devamında ise, geçmişte OBB’de görev yapmış Adem Atik ve Mehmet Altun’un yeni pozisyonlarla Ordu’ya geri döneceği konuşuluyor.
Tam bu gelişmeler yaşanırken, Orbel Genel Müdürü Muhammet Günaydın’ın, AK Parti İl Başkanlığı’na ait olduğu bildirilen üç aracın plakasını sistemden çıkarması dikkat çekti. Görüşmeler sonrası plakalar tekrar Orbel kayıtlarına alındı.
Ancak şu soru akıllarda:
Muhammet Günaydın ne yapmaya çalışıyor?
Hilmi Güler ile Samet Özdemir’in arasını açmak mı istiyor, yoksa Numan Kurtulmuş ekibine mi yakınlaşmaya çalışıyor?
Niyeti ne olursa olsun, bugüne kadar adı şaibeli ilişkilerle anılan Günaydın’ın koltuğunda artık rahat oturamayacağı konuşuluyor.
Görevden alınması durumunda, belki sadece kendisine bağlı birkaç isim —örneğin, Genel Sekreter, Kültür Dairesi ve Basın Yayın Dairesi başkanları— üzülebilir. Zira Ordu’da “aynı çanaktan yiyorlar” söylentisi dilden dile dolaşıyor.
Her şeye rağmen, Samet Özdemir’in Ordu’ya yeni bir hareket getireceği açık.
Eğer dengeleri koruyabilir ve herkesi aynı masada tutabilirse, Ordu’da ciddi bir değişim yaşanabilir.
Aksi halde, parti içi çok başlılık devam eder ve bu da AK Parti’nin Ordu’daki gerileme sürecini hızlandırır.
Ve gelelim küçük bir fıkraya…
Temel ile Dursun açık hava konserine gitmiş. Temel tuvalet ihtiyacını gidermek için birine sorar. “İleri git, sağa dön, önüne tuvalet gelir,” der adam.
Temel gider, bir sağa bir sola bakar. Sağdaki kapı karanlık, soldakinden ışık sızmaktadır. Sol kapıyı açar, çömelir işini görür. Döner yerine oturur.
Temel sorar:
“Başlamadı mı konser?”
Dursun sessizce der ki:
“Valla sahnenin ortasına biri sıçtı gitti…”
Konu elbette siyasetle alakalı değil ama…
Tarafını şaşıran olursa, ses çıkarmasa da herkes gördüğünü anlatır.
Kalın sağlıcakla..
Ünye Belediye Başkanı Hüseyin Tavlı hırsızlık, arsızlık yapmaz ve yapılmasına müsade etmez dedim yıllarca.
Bu gün hala aynı düşüncedeyim.
Ne yazık ki, çok alıngan ve kindar olduğunu bilmediğim için hiç konu yapmadım.
Bu günkü geldiğimiz noktada bir takım şeyleri duydum ve haklı olarak üzüldüm.
Hüseyin başkan hayırdır inşallah.!
Yaklaşık yedinci yılın içinde Ünye Belediye Başkanlığı yapıyorsun. Her zaman doğrunun yanında olan tavrımla, senin belediyenin kasasına sahip çıkmanı doğru bulduğum için, hiç bir zaman seni zora sokacak yazı yazmadım, haber de yapmadım.
Hatta parti içindeki sana muhalefet olanlara yazdığım yazılarla ilgili altı defa mahkemeye verildim. Verdiğim avukat parası cabası.
Bir defa sana bunu yansıtmadım ki, yanlış anlaşılmamak için.
Haberin olmadı mı ?
Elbette oldu.
Bir telefon ederek geçmiş olsun bile demedin. Bırak geçmiş olsun demeyi, yedi yıl içinde gazeteyi ziyarete gelmedin.
Ben sana hiç bir şey dedim mi ? Gönül koydum mu?
Elbette hayır.
Senin hakkında ileri geri yazı yazanlarla barışmak için aracılarla neler gönderdin? Yol ortasına kafe ruhsatı verdin?
Bir defa “ hayırdır Hüseyin “ dedim mi ? Demedim.
Bu güne kadar hangi gazeteciye kaç tl verdin, bana da ver dedim mi? Veya sen bana hiç para verdin mi?
Ben sadece başkan yardımcının köyde kendi bahçesine belediye imkanlarını kullanarak yapıldığı söylenen yolu, köprüyü konu eden yazı kaleme aldım.
Belediyeden aldığın maaşı ihtiyacı olanlara dağıttığını bildiğim için, hastanenin karşısında yer aldığın ve hemen yol yaptı diye konuşulan konuyu kaleme alarak sana sordum.
İmarda değişiklik yaparak, kimseye vermediğin imarı, amcana köyde yolun alt kısmında ticari imar verdin mi diye sormadım. Hastanenin üst kısmında Milli Emlaktan kendi adına veya yakınların adına yer aldın mı diye sormadım.
Madem öyle, bundan sonra senin bana baktığın gözle sana bakacağım .
Çok güzel bir söz vardır.
“ Bazı insanlar size yanlış yaptıklarını bilirler ama, yanlışları ile yüzleşmeye cesaretleri olmadığı için sizi suçlu ilan ederler.”
Yaptığın doğruları alkışlarla yazarken, hatalarını da bilgi ve belgelerle gazetemde yazacağım.
Yolun açık olsun ki, Ünye’ye hizmetin devam etsin.
Saygılarımla..
Tayfun TURAN / KÜÇÜK BAKKAL
OBB Genel Sekreteri Apdulkadir Hatiboğlu ile Gökçe bebeğin yakınları görüşerek Gökçe bebeğe yardımcı olmaları ricasında bulundular.
Hatipoğlu konuya vakıf olduğunu ve Hilmi Güler ile görüşerek yardımcı olacağını ifade etti.
Hilmi Güler’in daveti üzerine Gökçe bebeğin annesi ve babası OBB’nde görüştüler.
Bu haberi alınca bende en az Gökçe bebeğin ailesi kadar sevindim ve mutlu oldum.
Beni takip edenlerin bildiği gibi OBB’nde kimsenin yazmadığı tüm yanlışları dile getiren, yazan biri olarak, bu konuda ki duyarlılığından dolayı OBB’ni muhatap alarak toplumu bilgilendirme ve teşekkür mahiyetinde yazı kaleme aldım.
Buraya kadar her şey güzel.
OBB Gökçe bebeğe sahip çıkıyor.
Gökçe bebeğin ailesi ile görüşen Hilmi Güler “ ne kadar zamanımız var” diye sorduğunda, bir hafta zaman olduğu cevabını alınca “ emin olun Gökçe bebek sağlığına kavuşacak. Bir hafta içinde biz kampanya ile gereken parayı toplayacağız “ dedikten sonra, mutlu olan aileyi yolcu ediyor.
Bu kampanya başlayalı ne kadar oldu?
Hilmi Güler, Apdulkadir Hatipoğlu, bu konu bir insan hayatı. Zaman sınırlı. Ne kadar hızlı hareket ederseniz Gökçe bebeğin sağlığına katkı sunar dua alırsınız.
En kötü şey nedir bilirmisiniz?
Umut verdiğiniz insanlara söz verdiğiniz halde sahipsiz bırakmaktır.
Resulallah (sav) buyurdular ki :
“Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın ; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.”
Kalın sağlıcakla..
Tayfun TURAN / KÜÇÜK BAKKAL
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.