DOLAR

43,4844$% 0.13

EURO

51,9354% -0.41

GRAM ALTIN

7.505,37%-0,30

a
Aydın Zoroğlu

Aydın Zoroğlu

29 Ocak 2026 Perşembe

Cumhurbaşkanlığı Sistemi Üzerine Derinlemesine Bir Analiz. / Ahmet Cemal CAN

Cumhurbaşkanlığı Sistemi Üzerine Derinlemesine Bir Analiz. / Ahmet Cemal CAN
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset ve Politika: Türkiye’de Karışıklık ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi Üzerine Derinlemesine Bir Analiz.
Özet:
Siyaset ve politika kavramları, akademik literatürde açıkça tanımlanmasına rağmen pratikte sıklıkla birbirine
karıştırılmaktadır. Bu durum, özellikle Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı sistemi bağlamında devlet yönetiminde belirgin sonuçlar doğurmaktadır.

Bu çalışmada, siyaset ve politika arasındaki teorik ayrım incelenmekte, Türkiye özelinde tarihsel ve kurumsal nedenler tartışılmakta, cumhurbaşkanlığı sisteminin bu süreçteki etkileri analiz edilmektedir.
Son olarak, siyaset ve politika arasındaki karışıklığın sonuçları ve olası çözüm önerileri sunulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: siyaset, politika, cumhurbaşkanlığı sistemi, Türkiye, kurumsal yapı, popülizm, yönetişim
1. Giriş
Siyaset ve politika kavramları, hem sosyal bilim literatüründe hem de toplumsal pratikte farklı işlevler görür. Siyaset,
toplumun yönetimi, toplumsal kaynakların dağılımı ve değerlerin belirlenmesi sürecinde bilimsel bir disiplin olarak
tanımlanabilir (Easton, 1965). Siyaset, misyon ve vizyon sahibi, stratejik hedefler koyan ve uzun vadeli toplumsal
planlar yapan bir alandır.
Buna karşılık, politika, siyasetin belirlediği hedefleri somut adımlara dönüştüren uygulama sanatıdır (Lasswell, 1936).
Politika, ittifaklar, pazarlıklar, günlük karar mekanizmaları ve taktiksel uygulamalar ile ilgilenir. Burada amaç, siyasetin vizyonunu ve stratejisini gerçekleştirmektir; politika, siyasetin amacı değil aracıdır.
Türkiye’de bu iki kavram sıklıkla karıştırılmakta, siyasetin bilimsel ve vizyonel boyutu, politik manevraların esnekliği
ve popülist yaklaşımlarla gölgelenmektedir (Öniş, 2018). Bu çalışma, kavramsal ayrımı açıklamak ve Türkiye
örneğinde uygulamaya dönük sonuçları analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır.
2. Siyaset ve Politika Arasındaki Kavramsal Ayrım:
2.1. Siyaset: Bilimsel ve Stratejik Boyut
Siyaset, toplumun yönetiminde bilimsel analiz ve uzun vadeli planlama ile ilgilenir. Bu bağlamda siyaset:
 Misyon ve vizyon sahibidir: Toplumsal hedefleri belirler.
 Kurumsal planlama içerir: Devlet organlarının ve toplumun işleyişi üzerine stratejik tasarımlar üretir.
 Analitik ve sistematik yaklaşımla yürütülür: Toplumun ekonomik, kültürel ve sosyal yapıları analiz edilir.
 Örnek: Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliğini sağlama vizyonu, kalkınma planları ve bölgesel gelişim stratejileri
siyasetin alanına girer (Easton, 1965; Dahl, 1989).
2.2. Politika: Sanatsal ve Uygulama Boyutu
Politika, siyaset tarafından belirlenen hedefleri gerçekleştiren araçtır. Bu bağlamda politika:
 Taktik ve stratejik manevralar içerir: Günlük karar alma süreçlerini ve pazarlıkları kapsar.
 Misyondan bağımsızdır: Kendi başına vizyonu yoktur; siyasetin hedeflerini somutlaştırır.
 Pratik uygulama ile ilgilenir: Yasalar, bütçeler, reformlar, kamu projeleri politika aracılığıyla hayata geçer.
 Örnek: Eğitim reformlarını yasalaştırmak, bütçe tahsisi yapmak veya okul açmak politikadır (Lasswell, 1936).
2.3. Kavramsal Ayrımın Önemi
Siyaset ve politika arasındaki net ayrımın önemi, devlet yönetiminde uzun vadeli hedeflerin korunması açısından
kritiktir. Siyaset bilimsel temele dayanmazsa, politika kısa vadeli çıkarlar ve güç mücadelesine indirgenir. Bu durum,
toplumsal kaynakların etkin kullanılmasını engeller ve uzun vadeli kalkınma hedeflerini tehdit eder (Öniş, 2018).
3. Türkiye’de Karışıklığın Kaynakları
3.1. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Yürütmenin Gücü
Cumhurbaşkanlığı sistemi, başkana hem yürütme yetkisini hem de siyaset yapma yetkisini verir. Bu durum, siyasetin
vizyon ve misyon temelli bilimsel boyutunun, politikanın esnek ve kısa vadeli araçlarıyla zorunlu olarak kaynaşmasına yol açmıştır (Yılmaz, 2020).
Şema 1. Siyaset ve Politika İlişkisi Türkiye Örneği
Siyaset (Vizyon ve Misyon) —–> Politika (Uygulama ve Taktik) —–> Toplumsal Hedefler
Ancak Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde:
Siyaset ve Politika Çakışıyor -> Popülist Kararlar -> Uzun Vadeli Hedefler Gölge
3.2. Popülist Yaklaşım
Popülizm, kısa vadeli politik başarıları uzun vadeli siyaset hedeflerinin önüne koyar. Türkiye’de, seçim ve kamuoyu
baskıları, siyasetin stratejik hedeflerini gölgelemekte ve politik uygulamaları önceliklendirmektedir (Öniş, 2018).
3.3. Kurumsal Zayıflık
Türkiye’de dengeleyici kurumlar, siyasetin bilimsel ve stratejik yönünü sınırlayacak mekanizmalar yerine çoğunlukla
politik baskılara tabi olmuştur. Parlamento, yargı ve bürokrasi, siyasetin stratejik denetiminden çok, politikanın
günlük operasyonlarını etkileyen araçlar haline gelmiştir (Aydın, 2019).
4. Siyaset ve Politika Arasındaki Dengesizliğin Sonuçları
1. Uzun Vadeli Hedeflerin Zayıflaması: Siyasetin misyonu politik manevralara kurban edilir.
2. Toplumsal Kaynakların Etkinsiz Kullanımı: Stratejik planlama yerine kısa vadeli politik çözümler ön plana
çıkar.
3. Popülist Yönetim ve Kurumsal Bozulma: Güç yoğunlaşması ve merkeziyetçilik, siyasetin bilimsel yönünü
gölgeler.
4. Güven Sorunu: Kamuoyu ve toplumsal aktörler siyasetin öngörülebilirliğine güven duyamaz.
5. Sonuç ve Öneriler
Siyaset ve politika arasındaki net ayrım, devlet yönetiminde etkinlik ve sürdürülebilirlik açısından kritiktir. Türkiye
örneğinde:
 Cumhurbaşkanlığı sistemi, siyaseti politikanın esnekliğiyle zorunlu olarak kaynaştırmış, uzun vadeli vizyonu
gölgelemiştir.
 Popülizm ve kurumsal zayıflık, siyasetin bilimsel ve stratejik boyutunu zayıflatmıştır.
 Çözüm önerisi olarak, güçlü dengeleyici kurumlar, bağımsız yargı ve planlı bürokrasi, siyasetin vizyon ve
misyonunu koruyacak şekilde yapılandırılmalıdır.
Bu bağlamda, politika kısa vadeli taktiklerle ilgilenirken, siyaset uzun vadeli stratejik planlarla toplumsal hedefleri
belirlemeli ve bu iki alanın sınırları net bir şekilde çizilmelidir.
Kaynakça (APA)
 Aydın, M. (2019). Türk siyasetinde kurumsal zayıflık ve güç dengesi. Ankara: Siyaset Yayınları.
 Dahl, R. A. (1989). Democracy and its critics. New Haven: Yale University Press.
 Easton, D. (1965). A systems analysis of political life. New York: Wiley.
 Lasswell, H. D. (1936). Politics: Who gets what, when, how. New York: McGraw-Hill.
 Öniş, Z. (2018). Populism and political institutions in Turkey. Turkish Studies, 19(4), 567–590.
 Yılmaz, S. (2020). Cumhurbaşkanlığı sistemi ve yürütme yetkisi. İstanbul: Beta Yayınları.

Devamını Oku

Akkuş Argan Yaylası Kar Festivaline Hazır

Akkuş Argan Yaylası Kar Festivaline Hazır
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Argan Yaylası Kar Festivaline Hazır.

Akkuş Belediyesi ve Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte organize edeceği eğlenceli aktivitelere sahne olacak Kar Festivali 31 Ocak Cumartesi günü Argan Yaylasında yapılacak.

Akkuş’un kış turizmi için sahile yakın konumda bulunması nedeniyle avantajlı bir konumda olduğunu ve özellikle hafta sonları çok sayıda ziyaretçi ağırladığını belirten Akkuş Belediye Başkanı İsa Demirci, düzenlenecek olan kar festivalleriyle ziyaretçi sayısını artırmayı hedeflediklerini söyledi.

Başkan Demirci “ Geçmiş yıllarda Argan Yaylamızda düzenlemiş olduğumuz festivallere çok sayıda katılım olmuştu.

31 Ocak Cumartesi günü Büyükşehir Belediyemiz ile ortaklaşa düzenleyeceğimiz kar festivali heyecan dolu birçok etkinlikle bir birinden renkli görüntülere ev sahipliği yapacak. Argan Yaylamızda kar kalınlığı şuan 1 metre
civarlarında. Önümüzdeki günlerdeki yağışlarla beraber kar kalınlığının daha da artmasını bekliyoruz. Hafta sonunu keyifle geçirmek isteyen herkesi şehir merkezine sadece 3 km uzaklıkta yer alan Argan Yaylamıza bekliyoruz” dedi.

Devamını Oku

Birbirleriyle Sohbet Eden Telefonlar / Zeki ORDU

Birbirleriyle Sohbet Eden Telefonlar / Zeki ORDU
4

BEĞENDİM

ABONE OL

BİRBİRLERİYLE SOHBET EDEN TELEFONLAR

Birkaç arkadaştılar. Aynı fabrikadan fabrikada üretilme ihtimali fazlaydı. Satılmak için tezgâhlarda yerini aldıktan sonra, kimin eline geçeceği belli değildi.

Gel zaman, git zaman müşterileri çıkmıştı. Artık satış için değil, muhabbet etmek için vardı.

Nihayet her biri, birinin eline geçmişti.

İşte size arkadaş olmuş iki telefonun kısa hikâyesi.

İki telefon, iki kişinin cebinde bir çay ocağına gelmişlerdi. Sahipleri bir masaya karşılıklı oturdular. Kısa zaman sonra tesis görevlilerinden biri geldi. Arzularının ne olduklarını sordu. Mevsim kıştı ve gelenler iki çay söyledi.

Fazla geçmeden çalışanlardan biri elindeki iki bardak çayı masaya bıraktı. “Afiyet olsun” demeyi de unutmadı. İki arkadaştan biri çayı getiren kişiye ikisi adına teşekkür etti.

Telefonlar vaziyeti yakından takip ediyordu.

Nihayet masada oturan kişiler telefonlarını çıkardılar. Artık telefonlar cepte değil, sahiplerinin elindeydi.

Gelen kişiler çaylarından iki yudum aldıktan sonra telefona bir şeyler yazdı. Tabi diğeri de bir şeyler yazıyordu.

İki kişi birbirleriyle hiç konuşmuyorlardı. Arada sırada çaylarını yudumluyor, sonra da telefonlara bir şeyler yazıyordu.

Aradan uzun zaman geçti. İki arkadaş telefonlarını ceplerine koydu ve masadan kaktılar. Etrafı rahatsız etmemek için olmalı ki hiç konuşmadılar birbirleriyle.

Onlar konuşmadı ama telefonlar son derece aktifti. Nihayet sahipleri kalktılar da bir rahat ettiler.

Daha sonra gelen iki kişi yine birbirlerine karşı iki kelam etmeden tesisten ayrıldılar.

Telefonların da sohbeti bir başka oluyor.

Hem anlaşıyorlar, hem de ses çıkartmıyorlar.

Teknolojinin gözünü seveyim.

Muhabbetleriniz şen olsun efendim…

Devamını Oku

Dünyanın En Büyükleri Arasında İki Ordulu

Dünyanın En Büyükleri Arasında İki Ordulu
2

BEĞENDİM

ABONE OL
Dünyanın En Büyük 250’sinin 48’i Türk.
Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik şirketlerinin yer aldığı ENR 2025 listesindeki Türk firmaları kutlamak amacıyla düzenlenen ‘Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’ Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Geçen Yıl da İlk 250 Arasına Girmişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidi listesinde 48 firmasıyla iftihar verici bir yerde bulunduğunu, dünyanın en büyük 225 uluslararası teknik müşavirler listesinde de yedi firmayla temsil edildiğini aktardı.
Törende 48 müteahhitlik firması ile 6 müşavirlik firmasına ödül verilirken Onur Taahhüt’ün kurucusu Onur Çetinçeviz, ödülü Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldı.
Ordu’lu Onur ve İhsan Çetinceviz kardeşlerin yönettiği Onur Taahhüt (Çetin İşletmeleri) bu yıl yükselişini sürdürerek dünyanın en büyük 166. Müteahhit Firması oldu.
Ordu sevdası ile bilinen Onur ve İhsan Çetinceviz kardeşler memleketlerine yaptıkları hayırlarla da adlarından söz ettiriyor.
Devamını Oku

Ölümün Yolu Şaşmaz da Biz Şaşırtırız. / İbrahim GÜRKAN

Ölümün Yolu Şaşmaz da Biz Şaşırtırız. / İbrahim GÜRKAN
4

BEĞENDİM

ABONE OL
ÖLÜMÜN YOLU ŞAŞMAZ DA BİZ ŞAŞIRTIRIZ. BİZ ÜNYELİYİZ…
Geçen hafta sonu bir cenazeye gittim. Bir arkadaşımın kayınbiraderiydi rahmetli. Çocuğun babasını da iyi tanırdım. Zaten memlekette eşraf dediğin kim kaldı ki… Topu topu birkaç kişi. Cenazeler hâlâ herkesin birbirini gördüğü, hatırladığı ender günler.
Cenaze evi önüne getirildi. Ablalar geldi, anne geldi. Ne olacak… Ağlıyorlar. Ağlayacaklar. Ölüm erkendir, hele genç ölümü daha erkendir. Ama bizim cenazelerde bir de işgüzar takımı eksik olmaz. Kadın daha feryadını bitirmeden biri yanaşıp:
“Ha gayret, ağlama artık” der.
Kadın da haklı olarak sorar:
“Ben bugün ağlamayacağım da ne zaman ağlayacağım?”
Ama bu soru havada kalır. Çünkü bizde acı bile ölçülür, tartılır. Ne kadar ağlanacak, nerede susulacak, hepsinin bir adabı vardır — adabı da genelde başkaları belirler.
Asıl curcuna mezarlıkta başlar. Başka yerleri bilmem ama bizim memlekette bu işin ehli çoktur. Mezarın başına varınca herkes bir anda bilirkişi kesilir:
“Azıcık daha çevir.”
“Altına biraz daha toprak at.”
“Tahtayı yamuk koydun.”
“Üstten vur, üstten!”
“Araya toprak sıkıştır, kaymasın.”
Bir bakarsın, cenaze defin değil de baraj inşaatı.
Bir de şu mesele var:
“Oğlu koysun.”
“Kardeşi koysun.”
“Babası koysun.”
“Başka biri koyarsa… olmaz!”
Niye olmaz?
Çünkü —Allah muhafaza— yanlış adrese gider.
Zannedersin rahmetli öbür tarafta navigasyonu kapatmış, yol soruyor. Bir avuç toprağı eksik koysan başka kapıyı çalacak. Mevtaya GPS bağlamış gibiyiz. Adamlar güzergâhı biliyor sanki.
Bu işin bir de yön meselesi var.
Biz eskiden bilirdik ki Müslüman mezarı kıbleye doğru olur. Ama Ünye Tepe Mezarlığı’na bir çık bak; bazı mezarlar bildiğin ters durur. İnsanın aklına gelmiyor değil: Bunlar acaba başka dine mi mensup? Üstünde tanıdık isimler de yazıyor. Sonra anlıyorsun ki mesele din değil, yer meselesi. Yer dar, mezar çok. Ama biz yine de yönle uğraşır, adres karıştırırız. Sanki mevtanın derdi pusula.
Hâlbuki İslâm’a göre mesele çok daha sade.
Dua var.
Teslimiyet var.
Vakar var.
Gürültü yok, bağırış yok, gösteriş yok.
Ama biz ne yapmışız?
İşi adete, göreneğe, “bizim oralarda böyle”ye teslim etmişiz. Din bir köşede kalmış, ritüel direksiyona geçmiş.
Yıllar önce amcam İstanbul’da vefat etmişti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecekti. Eve geldik, “Cenaze nerede?” dedim.
“Hastanede, morgda” dediler.
Şaşırdım. Bizde cenaze defnedilene kadar evde kalırdı. Üzerine makas koy, bıçak koy… Ayrı bir âlem.
Ertesi gün doğru camiye gittik. Namaz kılındı, ardından Zincirlikuyu Kabristanlığı’na geçtik. Görevliler geldi. Amcamı tabuttan aldılar. Zincirlikuyu’da mezarlar iki katlıdır. Amcamı alt kata yerleştirdiler, üstüne beton kapaklar kapattılar. Çünkü ileride üstüne bir kişi daha defnedilecek. Öyle 9 tahta, 10 tahta işi yok.
Kimse karışmadı.
“Oğlu insin.”
“Biraz sağa çevir.”
Yok.
Çünkü mezar derin, iş belli, usul belli. Oranın görevlisi var, hocası var. Sessiz sedasız oldu bitti.
İçimden dedim ki:
Bu adamlar Ünye’de defin yapsa, en az iki kişi “öyle olmaz” derdi.
Mesele mezar değil aslında.
Mesele tahtanın yönü de değil.
Mesele şu: Biz dini kolaylıktan çıkarmış, zorlu bir törene çevirmişiz.
Oysa ölüm yol şaşırmaz.
Ama biz, yaşayanın yolunu daraltıyoruz.
İnsanların acısına bile müdahale ediyoruz.
Belki biraz susmayı öğrenmeliyiz.
Her şeyi bildiğimizi sanmaktan vazgeçmeliyiz.
Çünkü mezara giren rahat eder de, mezar başında kalan bazen bizim yüzümüzden rahat edemez.
Devamını Oku