DOLAR

44,8855$% 0.03

EURO

52,7605% -0.36

GRAM ALTIN

6.795,57%-2,26

a

Hakkında Yazdıklarım / Zeki ORDU

HAKKINDA YAZDIKLARIM

Edebiyatımızda “biyografik” yazılar ayrı bir yeri vardır. Biyografik yazılar belli kurallara tabiidir. Ancak bazı yazılar vardır ki maksat kişiyi tanıtmak mı yoksa kişi hakkında yazanın ne hissettikleri ve düşündükleri mi belli değildir. Yani nev-i şahsına münhasır özelliğe sahiptir.

Ben kurallarına göre yazılmış biyografik yazıları biraz soğuk bulurum. Gerekli midir? Gereklidir? Bir kişiyi tabiri caizse enine boyuna tahlil etmek onu okurlara çok yönlü tanıtmaktır. Bazı yazılar vardır ki “Siz bir de şununla ilgilenseniz iyi olur” sınıfındandır ki bu da dolaylı bir tanıtımdır.

Lafı fazla uzatmadan kişiler hakkında neden yazdım ondan bahsedeyim.

Bir atalar sözü şöyledir: “Kel ölür şimşir saçlı, kör ölür badem gözlü olur.”  Bu söz doğru bir sözdür ama bendeki bıraktığı intiba şudur ki “Sevdiklerinizin kıymetini yaşarken de bilin” demeye gelir. Özellikle ülkenin tanıdığı bir kişi vefat eder, ona methiyeler düzeriz. Hâlbuki yaşarken hakkında iki cümle etmiş, iki satır yazmışlığımız yoktur. Neden kişi vefat edince kıymete biner?

Yazı hayatına başlayalı yirmi yılı geçti. Az veya çok, önemli veya önemsiz iki bin civarında yazı kaleme aldım. Bunlar arasında kişileri öne çıkardığım yazı sayısı yirmiden az fazla. Yaklaşık yüz yazıdan biri şahıslar için olmuştur. Bu kişilerin tamamı yaşıyor. Allah hepsine de sağlıklı ve huzurlu uzun ömürler ihsan eylesin.

Hakkında yazı yazdığım kişiler “şahsen” benim için çok önemli şahsiyetleredir. Belki bir köşe yazısı içine sığdırmak kolay olamayabilir. Kültürümüzde “vefa” veya “kadirşinaslık” diye bilinen kavramlar var. Biz az yazsak dahi siz çok anlayınız.

Bana göre; meziyetin, becerinin, kabiliyetin, istidatın ve her türlü hünerin sahipleri hayatta iken fark edilmeli ve en azından onlara teşekkür babından hakkında bir şeyler söylenmeli ve yazılmalıdır. Atalarımız “Marifet iltifata tabiidir” sözünü boşuna söylememiştir.

Bu zamana kadar; sanatçı, zanaatkâr, güvenlikçi, edebiyatçı, memur, amir, işçi, yönetici ve daha başka kişiler hakkında yazdım. Kusur ettikse af ola. Ancak yazdıklarım, kendimce yazmaya değer bulduklarım. Yani benim bakış açıma göre hususi şahsiyetler. Hepsi de benim için çok kıymetli.

Elbette bu tür yazılar bundan sonra da olacak. Hatta aynı şahıslar için başka yazılar da yazmış olabilirim. İnsan yaşadıkça üretken olma ihtimali fazladır. Her başarının ödüllendirilmesi lazım. Yoksa hayatta değilken istediğiniz kadar övünüz. Artık kendisine bir faydası olamaz. Hayatta iken verilen değer kişiyi olumlu yönde etkileyeceğinden, bundan sonraki başarılarında sizin de “Manevi bir katkınız “olmuş olur.

Belki eğitimci olduğum için olmalı ki insan yetiştirmenin verdiği haz bambaşka diye düşünüyorum. Atalarımız “Çırak ustayı geçmezse sanat ölür” sözünü boşuna söylememiştir. Usta da bizim çırak da. Sanat da bizim sanatçı da. Yeter ki yazılanlar, söylenenler geleceğe yön versin. Beden ve ruh dünyamıza katkı sağlasın. Çoğumuz dedelerimizin diktiği meyvelerden de faydalanmıyor muyuz?

Bizim için bütün sevdiklerimiz yaşadıkları zaman içinde de “Sırma saçlı, badem gözlü” sınıfındandır. Haklının hakkını zamanında vermek lazım…

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Aşure de Demlenmek !

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla