DOLAR

44,9314$% 0.1

EURO

52,7257% -0.14

GRAM ALTIN

6.855,65%0,67

a

CELLEME / Fatma Civelekoğlu GEÇER

CELLEME..

İşaret parmağını kuşa doğru uzatıp, bir keresinde Selma: “Duydun mu sesi? Bak, bak, işte orada… ” diyerek Selcan’a Togan’ı göstermişti. O da uzaktan… Çok uzaktan güvercin gibi küçücük halini görüp: “bu kadar ufaksa, nasıl olur da kuzuları alıp gider?” diye sormuştu. Selma da: “yüksek uçan kuşlar vahşi olur” diye cevap vermişti.

Güneş sıcağını hissettiriyordu. Yol boyu yavaşça yürüyüp Falco’ya bakmaktan gözleri kamaşınca, yabani Kiraz ile Fındık armudu ağacının serinliğine doğru ilerledi…

Ağacın tepesinden obuza süzülüp inerse kuzucukları alıp giden pençeleri, ilk kez yakından: “Beklersem görebilirim şimdi” diye düşündü. Ona dair merak ettiği çok soru vardı… Küçük kız soru sorsa, kuş cevap veremezdi… Bu kadar yetenek sahibi değildi fakat önceki yüzyıllarda, Doğan yetiştirenlerden vergi alındığını (I) babası söylemişti. Demek ki eğitilebiliyordu… “Eğitiliyorsa, başkasının kuzusunu niye alıyordu?” “Buradaki kuş eğitimli miydi değil miydi?” “Nasıl anlayacaktı ki?” “Dilinden anlasaydı, itaatkâr mı olurdu kendine?” Küçük kız, itaat eden mi arıyordu? Yoksa yolundan gidip onun gibi olacağı örnek insan mı?

Göleyan’dan Yedigöz yolunun sapağına gelen kadının ayak sesini, kafasına doluşan sorular nedeniyle Selcan işitmemişti.

Çocukça: “kuş olsam hangisi olurdum?” diye düşünmeye başladı. “En güçlüsü mü, en akıllısı mı?” Güçlü olsa ne yapacaktı gücüyle, sonunda ölüm yok muydu? Akıllı olsa Dikdip’te aklı ona neyi kolaylaştıracaktı? Gün gelip aklı da ölmeyecek miydi? “Ya da ikisi birden mi? Hangisi?” Karar veremezdi…

Bildiği bir şey varsa bu hayatta önce düşünmeyi öğrenmişti. Sürekli düşündüğünde düşünmek kolaylaşır, yol, yordam edinirdi; onun için düşünmek kolay olanıydı fakat en yalnızıydı.

Cevabını bilemediği soruları düşündüğünde vücuduna sıcak basar, avcunun içi terlerdi… O an düşünmek, ateş halini alır, kavurur, pişirir, yakardı. Yaşı küçüktü, karşısına çıkan sorular daha büyüktü; Bunun farkına varmıştı Selcan… Cevabını bulamadığı soru kapısı her açıldığında yüreği büyürdü…

Yabani kiraz ağacının yanından geçerken, dalından bir yaprak koptu.

Düşündüklerini konuşmaz, konuşmadığı şeylerden yanaklarına buse takar, böylelikle, içinde olduğu halini kahkahayla gizlemeyi öğrenirdi… İlk öğrendiği şeylerden biri de buydu… Bir sırrı saklamak da böyleydi: “Bu dünyadaki hiçbir çocuk herhangi bir sırra vakıf olmamalı” diye düşünecekti yıllar sonra… Aklı başına geldiğinde… Tüm yaşadığının cevaplarını, tek tek karşısına dizdiğinde…

Kopan yaprak, kızın yürüdüğü gölgelik yola yönelip havada uçuştu.

Ona göre bir sırrın, ne vicdanı vardı, ne sevgisi, ne de ailesi… ve sırrı taşıması, taşıyıp da bununla yaşaması zordu. Bu nedenle çocuk, çocuk olamaz, yaşını yaşayamazdı…

Havada uçuşan yaprak yere düştü.

Selcan bir anda büyüyen kız çocuğuydu. Erkenden… Sınıf atlar gibi… Hayat basamaklarını ikişer ikişer, üçer üçer atlamıştı…

Kimi dağ insanlarının deyimiyle şımarıktı, saygısızdı, karşı cevap verip cer cer celleyendi… Kendi deyimiyle haksızlığa haksızlık deyip karşı çıkan tavırdaydı. Bu dağlarda Ana-Babanın sözünün üstüne söz söylenmez, geri cevap verilmezdi… Çocukların düşünceleriyle iyiden iyiye ilgilenilmez: “bir diyeceğin var mı?” diye sorulmazdı… Çocuk aç aruk değilse, üstü başı da giyimliyse: “bir ihtiyacı yok” deyip sözüne önem verilmezdi… Atasına karşı gelen her çocuğun daima bir kapısı vardı; adı mutluluk değil, dert kapısıydı…

Düşen yaprak dıraht-ı şehâdenin, kudret kalemiyle yazdığı şifalı yaprağı (II) değildi. Kız yerden yaprağı aldı, orman güllerinin yanına koyup sıkıca tuttu.

Avcı kuşun zirvesinde olduğu ceviz ağacının dibinden, ardı ardına dizili olan iki fakkas armudu ağaçlarına yönelerek aşağı dönülür oradan da Fındık armudunun düzlüğüne varılırdı; bu ağacın içten içe un ufak olduğunu kimse anlamaz kovuğu da görünmezdi. Dikdip’in eski patika yolu buradan geçerek Sil Obuzuna varırdı. Sil Obuzu Diyadin’di.

Ev halkının: “Yedigöz’de, yoldan üstü” dediği; Gönyeyi andıran üç yüz metre karelik arazinin en yaşlı armut ağacına Dişi Falco yuva yapmıştı. Ne su, ne de kuzu istemişti kızdan, birazdan yuvasına uçacaktı.

Fidez’in obuz ile Yedigöz… İkisi birden… Yoldan altı ile yoldan üstü, Tikenligenç’in kulakları demekti. Duymasa

da duyar, konuşmasa da bilir; sular burada birikip şenlenir, şenlendikçe akar, yedi kaynak su toprağa kaynar, taştığında da gürül gürül çağlardı. Yedi kaynağın yedisinin de yurdu, tam burasıydı? Avcı kuş onları beklerdi… Gözelerin evveli kuşun da evveliydi…

Orta boylu, yuvarlak yüzlü Ayşe Hanım Yedigöz’ün sapağına yanaşmıştı. Sırtında ağzı bağlı çuvalı vardı. Daha evinden çıkmadan; yere ip serip tam orta yerine de çuvalı yanlamasına koyup yükünü vurarak sırtına girinmemişti: “Çuval hafif, omuzlamasıyla giderim heri” deyip sicimle bağlı çuvalın ağzını, sağ eliyle tutup omzuna atarak yola çıkmıştı. Sıcaktan şimdi eli terleyince, usulca kayıp çuval düşeceği sırada yere bıraktı. Sırtını dikleştirdi, nefeslendi biraz… Çocukluğunun geçtiği bahçeye doğru annakladı. Soluğundan biri sesli çıkınca; Selcan hızla sesin geldiği yöne ilerledi…

Fatma Civelekoğlu GEÇER

—————————

Cer Cer Celleme: Reşit olmayan çocukların, kendini savunmak için, asabı bozuk, öfkeli şekilde, karşı cevap verdiği konuşma biçimidir.

“Celleme” Kelimesi Üzerine Birkaç Kaynak Bilgisi:

Cellemek: Büyüklere karşı gelmek. “Yüzüme cellip (celleyip) durma saygısız…”

Cerlemek: Ters cevap vermek. “Öyle cerleme kızım, ayıp.”

GÜNDOĞDU, Temel, Harşit Vadisi Ağız Sözlüğü & Karşılaştırmalı Örnek Metinlerle, Arı Sanat Yayınevi, İstanbul, 2022, Syf.76

Cellemek: (II) İşi bozmak, oyun bozmak.

Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, Cilt II, TDK Yayınları, Ankara, 2019, Syf. 879

DİĞER KAYNAKÇALAR:

(I) SÜMER, Faruk, Prof. Dr., Tirebolu Tarihi, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, İstanbul, 1992, Syf. 64

(II) BATTÛTA, İbn, Battûta Seyahatnâmesi, Çeviri ve Kısa Notlar: A. Sait Aykut, YKY Yayınları, İstanbul, 2024, Syf. 544-545

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Gökçe Bebeğe Bir Umut da Fatsa’dan.

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla