Fatsa Organize Yaşam Bölgesi ve Geleneksel OYB Kabakdağı 5. Atalık Tohum Takası ve Gastronomi Şenliği’ne davetli olarak katılan Kültür Bakanlığı mensubu bir misafirin kendi sosyal medya hesabından yayınladığı ve önemli bulduğumuz bir değerlendirmesini ( Etkinlik düzeyi, Kavramı, Performans ve Yönetim aşamalarında ki iş birliğini ) sayfalarımıza aktarıyoruz.
“Fatsa Kabakdağı Köyü.
Osmanlı-Rus Savaşı (1877-1878) sonrasında Osmanlı’nın kuzeydoğu illeri ve Gürcistan şehirlerinin Rusya’ya bırakılması ile bölgedeki Müslüman Gürcüler, Ortodoks Çarlık Rusya’sında kalmaktansa Müslüman Osmanlı Devleti’ne göç etmeye karar verirler.
İşte Fatsa Kabakdağı köyü, Batum civarından göç eden Müslüman Gürcüler tarafından kurulur. Köyde 180 hane kayıtlıdır ve Gürcü gelenek ve mimarisine uygun olarak tamamen ahşaptan, çivisiz ve çimentosuz yapılan iki kapılı evlerden 20 ev tescillidir.
Karadeniz’in yemyeşil coğrafyasında saklı bir cennet olan Kabakdağı Köyü, muhteşem tabiatının yanında taşıdığı tarih ve kültürle de öne çıkıyor. Türkiye’nin ilk Ekoturizm köyü olan bu yerleşim yeri, geçmişin izlerini bugüne taşıyarak hem ekonomik hem de kültürel bir kalkınma modeli oluşturmuş.
Bilinçli ve sabırlı bir şekilde yürütülen çalışmalar neticesinde Kabakdağı köyü zengin bitki örtüsü, trekking parkurları ve hepsinden öte, Gürcü halkın gelenek ve göreneklerini yaşatma çabası sayesinde turizmde öne çıkmaktadır.
Kabakdağı köyü, organik tarımla beraber Eko turizm çalışması olan tek köydür.
Köyde 2001 yılından bu yana organik tarım ve Eko turizm devam etmektedir. Kabakdağı, organik tarımda öncü bir köy. Sertifikalı organik ürünlerin yetiştirildiği köyde, fındık, sebze, meyve ve hayvansal gıdalar tamamen doğal yöntemlerle üretiliyor.
Kabakdağı Köyü muhtarlığı organizasyonuyla bu yıl (27 Nisan 2025) 5 incisi düzenlenen Geleneksel OYB Kabakdağı Atalık Tohum Takası ve Gastronomi Şenliği’ne ailece davetliydik. Söz konusu Şenlik içerisinde birbirinden kıymetli etkinliklerle farkındalık oluşturulmaya çalışılırken özellikle Atalık Tohum Takas Etkinliğiyle yerli üretimin, tohumun ve toprağın kıymetini bir kez daha idrak ettik.
Kabakdağında oluşturulan bu kıymetli farkındalık umarım kısa zamanda memleketimizin her köşesinde yaygınlaşır.
Yine söz konusu şenlik içerisinde yer alan Gastronomi etkinliğinde “Geçmişten Geleceğe Gürcü Yemek Yarışması vardı ki, geleneksel usullerle yöresel lezzetler katılımcıların beğenisine sunuldu.
“Sunelili Kuzu İncik, Üzüm Papalı Pancar Sufle, Gazapuli Salatası, Patlıcan Sarma, Gürcü Baharatlı Mevsim Salatası, İncir Tatlısı, Cevizli Kızartmalı Balık, Mevsim Salatası, Pekmez Şerbetli Burma Tatlısı Gürcü mutfağından Türkiye’ye ve dünyaya sunulan yeni lezzetler olarak kayıtlara geçti.
Gastronomi Şenliğini, Gürcü zengin kültürel mirasının ve eşsiz mutfak lezzetlerinin tanıtılması bakımından fevkalade kıymetli buldum.
Söz konusu Şenlik süresince ikram edilen Gürcü ev yemekleri bir harikaydı. 100’den fazla yöresel yemek çeşidi arasında Gürcü usulü patlıcan, barbun pilaki (lobia), Gürcü kavurması, cevizli ve acı biberli karalahana, ‘zagizmari’ denen soslu yumurta yemeği ve köy tavuğundan yapılan Zetiani Katami (çerkestavuğu) tek kelimeyle muhteşem tatlardı. Gürcü kültürünü yaşatma çabaları ve Gürcü halkının gelenekleri köy gündelik hayatının her alanında kendini hissettiriyor ve Kabakdağı’nın kimliğini koruma çabalarını gözler önüne seriyor.
Kabakdağı Köyü, 2001 yılında Eko turizmi ve organik tarımı birleştirerek Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiştir. Bu süreç, köy ekonomisini kalkındırmanın yanı sıra, kültürel değerlerin korunmasını da sağlamış.
Kabakdağlılar deniz turizminin dışında doğanın, kültürün ve köy yaşamının da farklı bir turizm destinasyonu ve cazibe merkezi olabileceğini göstermişlerdir. Köylüler evlerini turistlere açarak, onlara kendileriyle birlikte köy yaşamını deneyimlemeyi başarılı bir şekilde göstermişlerdir.
Köye gelen turistler, yerel halkla birlikte tarlada çalışıyor, kuzine sobasında yemek pişiriyor ve günlük işlere dahil oluyor. Bu deneyimler misafirler için unutulmaz birer anı oluyor.
İnsanlar, burada sadece bir turist gibi değil, kendilerini köyün bir parçası gibi hissediyor. Ayrıca bu süreç, köy halkının kendi değerlerini daha da sahiplenmesine vesile oluyor.
Ayrıca ekoturizm, yalnızca bir turizm modeli olmaktan öte köylere dönüşü teşvik eden önemli bir etkinlik olarak da öne çıkıyor.
Kabakdağı Köyünü, doğayı, kültürü ve dayanışmayı bir araya getirebilen eşsiz bir başarı hikayesine sahip olması bakımından kıymetli buldum…
Kabakdağı Köyünü, misafirperverliği, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleriyle Karadeniz’in gizli bir cenneti olması bakımından kıymetli buldum…
Kabakdağı Köyünü, bir yerleşim yeri olmasının ötesinde, doğal, samimi ve gerçekler üzerine kurulu bir yaşam felsefesi sunması bakımından kıymetli buldum .
Kabakdağı Köyünü, geleneksel ve otantik yapısıyla kendini dünyaya açabilecek cesareti göstermesi nedeniyle kıymetli buldum….
Bu güzel köyde mükemmel bir misafirperverlikle bizi bağırlarına basan, çok farklı tecrübeleri, deneyimleri yaşatan başta muhtarımız Meryem Meli hanıma, Nadir beye, Cemal Yangın reise, Güven beye, Nurol beye, Nilgün hanıma, Nusret beye, Yaşar beye ve adlarını sayamadığım diğer köy sakinlerine yürekten teşekkür ederim.
Dostlar Kabakdağı köyüne muhakkak yolunuzu düşürmenizi öneririm. Anlattıklarımdan daha fazlasını tecrübe edeceğinize şüphem yok! Hak vereceksiniz.”
Seyit Ahmet Arslan / T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı.
Okunma Sayısı: 330