DOLAR

45,7275$% -0.03

EURO

53,5341% 0.84

GRAM ALTIN

6.709,04%1,18

a

PEY ÖRMEK / Fatma CİVELEKOĞLU GEÇER

PEY ÖRMEK

Haşmetiyle Mart ayında uyanan doğa; gücüne ispat Nisan’dan çiçek açmasını beklerken, doluyu-boranı da başına yağdırırdı.

Güne hazırlık yapmak için Nazmiye Hanım sabah ezanı okunmadan uyanır, elini yüzünü buz gibi suda yıkardı.

Halası Ayşe Hanım’ın bir takım işleriyle ilgilenmesi için Osman Bey’in şehre gitmesi gerekiyordu. Namazını kılan eşini besmeleyle açtığı kapıdan uğurlamıştı. Kocasının gidişinden sonra ocak başına gelir, odunu bitmişse alt kata inip getirirdi. Sobanın içine doldurduğu odunları, mis gibi kokan çıra ile tutuşturup ateşini yakardı.

Ateş harlanınca; dün geceden yoğurduğu mayalanmış hamuru, kara tepsiye yağ sürüp üzerine döker sonra kuzinenin gözüne koyup pişmesini beklerdi. Bu sırada güğümde kaynayan suyla çayı demleyip pişen ekmeğini çıkarırdı. Buğusu üzerinde olan ilk ekmek pişince, hırını hızanını uyandırıp; ata yadigârı bir sofranın etrafına; Servet, Mercan, Selcan, Ahmet, Mehmet ile Nazmiye Hanım dizilirdi.

Kahvaltıdan sonra çocukların kimisi uyku semetesini üzerinden atamaz, bulduğu yere uzanır, tekrar uyumaya çalışırlardı. Mektep hazırlığı yapan Selcan saçını; hırkasının içine tıkıştırıp eliyle düzeltti. Öğle arasında: ‘mektepte yesin’ diye annesi, katıncak hazırlayıp çentinin içine koyduktan sonra kızının eline vermişti.

Kıbleye açılan kapıdan sağ ayağıyla dışarı çıkan kız; odun istifinden bir dal odun alıp bahçe içine doğru yürümeye başlamıştı. Ev halkı ile sadece misafirlerin gelip gittiği daban yoldan rampa aşağı inip; yağdığında çamur olan araba yoluna vardı. Bu yol, Selcan bir yaşındayken yapılmıştı.

Aralıksız yağan yağmur toprağı yumuşatır, yumuşayan toprak kopar ve aşağı yuvarlanırdı.

Osman Bey, toprak yol ile bahçesinin sınırına pey örmüştü. Bir taşı başka bir taşa fırlattığında, hangisi paramparça olmuyorsa en dayanıklısı o demekti. Osman Bey özellikle kara taşları seçmiş; iki eliyle kaldırılabilir ağırlıkta olanları dere boylarından tek tek toplatmıştı.

Şekli birbirine uygun taşlar yan yana dizilip, dizildikten sonra aralarında boşluklar oluşmuş, bu boşluklara da sazaklık yerlerin civarındaki topraklardan sıvanmıştı. Yüksekliği bir metre elli beş santim olana değin aynı işlem tekrarlanıp bahçe sınırına boydan boya pey çizgisi yapılmıştı.

Bu sayede, kopup gelen toprak, yola ize akmaz hem gelip geçen hem de bahçe güvende olurdu. Her ne kadar pey, toprağını korusa da yıllar geçtikçe bahçe ile arasında bir sırt (bat)  meydana gelmişti. Güneşin tüm sıcaklığının hissedildiği bu sırtın üst tarafında; bahçenin saçaklarında, incir ağaçları büyürdü. Selcan’ın gözü ağaçlarda, ayağı mektep yolunda yürüyordu. Yolun alt tarafına aralıklı olarak evler yapılmış; kimisinin kapısında serenti, kiminin de çöten bulunuyordu.

Etrafları armut ile taflan ağacı dikili olan evlerden Halası Zarife’nin -beşinci- evini geçince su sesi duyardı… Aktığı yerlerde, toprağın üstüne yarık açan bu kaynak suyu, depo haline getirilmişti. Doğa, deponun yanına yöresine; kına sürer gibi yosunlarını kaplamıştı. Çeşme başı denilen yere güneş ışığı vurmaz; üst tarafındaki armut ağaçları gölge yapardı. Gölgelik yoldan ilerlediğinde, evlerin yedincisini de geçmiş olur; sağ taraftan Kıran Dağları görünürdü. Dağın hemen arkasından da; tepesiyle gökyüzüne çanak tutar haliyle Çal Dağı yükseliyordu.

Asırlık taşların yuvasına çarpan fırtınayı, sanılır ki Çal Dağı; Elif harfine anlamdaş olan Dipdik Mahallesi’ne gönderirdi. Babasından duyduğu: “Elif gibi dimdik olacaksın” sözü belli ki mahallenin isminden gelir. Onuncu evden sonra düzlükteki evi de geçip, yol yine rampa iner, bitmeden de mezarlık görünür. Dipdik mahallesinin dikindeki bu mezarlığın yolundan geçenler dua okur, bir vakitten sonra dua okuyanlara da dua okunurdu.

Camiye doğru yaklaşan Selcan, rampa sona ermeden mektebe varmış olur, elindeki odunu diğer odunların yanına bırakarak içeri adım atardı…

Öyküdeki Anlamı | Pey Örmek: Arazi sınırına tedbir amacıyla örülüp belirli yüksekliği olan, tamamen doğanın içindeki malzemeyle yapılmış sınır duvarı.

******

Fatma Civelekoğlu Geçer | 29.04.2025

‘Pey Örmek’ Anlamı Üzerine Birkaç Kaynak İsimleri:

Pey: Taş duvar. Dikenlik, fundalık. Hayvanları barındırmak için taş veya kerpiçten yapılan

yer. Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü, TDK, Cilt V, Ankara, 2019

Pey: [Farsça] Ayak. İz. Art, arka. Pey akçesi. KANAR, Mehmet, Prof. Dr. Osmanlı Türkçesi

Sözlüğü, Say Yayınları, İstanbul, 2011, Syf: 1032

Peyke: Eskiden ev, dükkân ve saire önünde oturmak için yapılan yüksekçe sedir. Aslı Farsça

paygeh’tir. ARSEVEN, Celal Esad, Sanat Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi, Cilt: IV,

İstanbul, 1975

 

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

DOKA’dan Şeker Gibi Destek.

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla