DOLAR

44,6337$% 0.27

EURO

51,6013% -0.2

GRAM ALTIN

6.703,01%0,27

a

Unutulmaz Öğretmenler/ Güven ÖZEL

UNUTULMAZ ÖĞRETMENLER

Öğretmenleri çok severim. Birinci sınıfta Reyhan öğretmenim nede sevimli insandı.

İlk kar yağdığında bizi dışarı çıkarıp kartopu oynatması, dün gibi aklımda.

İkinci sınıfta Seval Kahraman öğretmenim, ne kadar içten, canla başla öğretmek için uğraşırdı. Hep güler yüzlü, sevgisi yüzüne yansırdı. Bizimle güzel iletişim kurardı. Ahmet Şanlı’ya bahçeye gel bahçeye, Birsen Eraslan’a beyaz atlı şimdi geçti buradan türküsünü söyletirdi. Birde ‘’Bahçelerde kereviz.

Biz kereviz sevmeyiz.

Bize Fatsalı derler.

Biz kereviz yemeyiz.

Tin,tin tinimini hanım.

Seni seviyor canım’’ türküsünü ondan öğrenmiştik.

Üçüncü sınıfta Aydın Sözen desen öyle, biraz sertti ama iyiydi.

Dördüncü  beşinci sınıfta Galip Yeşiltaş, çok ağırbaşlı, iyi niyetli, mütevazi olarak anılarımdadır. O’nun ‘’ilerde teknoloji gelişecek, insanların yaptığı işleri makineler yapacak, ucuzluk olacak.’’ demesi, bize de inandırıcı gelirdi.

Doğrusu teknoloji gelişti, makineler daha az zamanda daha çok iş yaptı, fakat ucuzluk olmadı. Çünkü makineleri üretenlerin derdi, daha çok zengin ya da para kazanmaktı. Daha çok kar etmekti. Beşinci sınıftayım, yine kış geldi. Dışarı çıkamadığımız için, koridorlarda oynuyorduk. Ben elimdeki fesi koşarak sallarken kazayla, yan sınıf öğrencisi Nuran Varan’ın yüzüne çarpmış. Farkında değilim. Derse girdik, ardından yan sınıftan bir öğrenci sınıfımıza gelerek öğretmenimize ’’Gökyay Tekfidan öğretmen Güveni sınıfa çağırıyor’’ dedi. Öğretmenim git deyince yan sınıfa gittim. Girer girmez ‘sen niye Nuran’a vurdun dedi, beni çocukların önünde azarladı ve tokatlamaya başlayınca, ben karşı geldim ve ağlayarak sınıfıma gittim. Bu ilk olmuştu, ondan sonra böyle durumlarda öğretmenlere karşı gelme huyum gelişti. İlkokuldan, ortaokula, liseye devam etti.

Bizde haksızlığa uğramamak, haksızlık yapmamak, hakkı savunmak durumu oldukça gelişmiş ve yerleşmişti. Öyle bir durum hissettiğim zaman, hem kendimi, hemde haksızlığa uğrayanı savunuyordum. Bunun için kimseden izin bile almazdım.

Orta okulda Celal Keskin isminde bir öğretmenimiz vardı. Ticaret dersine girerdi. Birazda rahatsızdı. Konuşurken gıt gıt diye ses çıkardığı için çocuklar ona gıtgıt ismini takmışlardı. Bir gün bizim dersimiz boş olduğu için öğle öncesi yürüyerek eve yemek yemeğe geldim, hızlıca yemeğimi yedim ve okula döndüm. Sınıfıma gitmek üzere koridordan geçerken, birden yan sınıfın kapısı açıldı ve Celal Keskin sinirli bir şekilde ‘’ulan niye kapıya vuruyorsun’’ diyerek  bana elini kaldırıp vurmaya kalkınca, ben ondan önce davranıp, bir yumruk attım ve bizim sınıfın penceresinden atlayıp okuldan kaçtım. Sonra hiçbir şey olmamış gibi  dersime girdim.

Başka bir gün, son saatlerimiz eğitsel ders adı altında hiçbirşeyin yapılmadığı dersi yapmak üzere, başka sınıflara gitmek üzere programlanmıştı. Merdivende aşağı inen öğrenciler, yukarı kata çıkan öğrenciler sıkışmış, kimi yukarı, kimi aşağıya zorluyor. Yine Celal keskin ortada sıkışmış, sinirleri bozulmuş ve karşısında ben boğazıma sarıldı. Bende onun boğazına sarıldım. Aslında benide arkadan itiyorlardı. Bir suçum yoktu. Biraz boğuştuktan sonra idarede buldum kendimi. Beni müdür yardımcısı Sultan Yahşi’ye şikayet etti. O da ‘’Tamam hocam’’ ben hallederim dedi ve onu gönderdi. Olayı bendende dinleyince ‘’Oğlum sen nasıl yaparsın bunu, Oğlum o deli lan, Seni boğsa ne yapacaksın ‘’diyerek beni salmıştı.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ordu’da TOKİ Kuraları Çekildi. Sonuçları Sorgulayabilirsiniz

HIZLI YORUM YAP

Araç çubuğuna atla