48,2346$%0,20
55,9035€%-0,51
6.940,97%-2,56
Bu kelimeyi daha on yaşımda iken duymuştum. An itibariyle tam 56 sene önce.
Çocuktuk. Bulunduğumuz yerde elektrik yoktu. Zaten elektriğin ne olduğunu da bilmiyorduk. Yani “Başka yerde var bizde yok” da diyemiyorduk. Nasıl bir şey olduğuna dair bilgimiz hiç yoktu.
Evimizde bulunan pil ile çalışan bir radyomuz vardı. Sabahları çiftçilerle ilgili program olurdu. Geceleri arkası yarın ve haftada bir gün “Radyo Tiyatrosu” diye bilinen günümüzdeki sinemanın görüntüsüz haliydi.
Gaz lambası ile gecemizi ıştır, kuzine ile ıtırdık.
Başak kelimesini bir çiftçi programında duymuştum. Buğdayın mahsulüne deniliyordu. Hatta müstahsillere, dolgun başaklar temin etmenin zirai usulleri anlatılıyordu.
Bu arada hayatımızda “başak yapmak” diye bir şey daha vardı ki ahali arasında ona “başşak yapmak” denirdi. Başak yapmak veya başşak yapmak; fındıklar toplandıktan sonra kalan fındıkları toplamak veya dökülmüş fındıkları yerden almaya denirdi ki; herkes herkesin tarlasından alabilirdi. Bu bir nevi hediye bağış gibi bir şeydi.
Zirai anlamda “başak” ile ananevi anlamda “başak/başşak” aynı şey değildi.
Yakın zamanda liseden mezun bir kişi ile sohbet ederken elimde altı çizili bir yeri okuyan genç içinde başak geçen bir cümlenin ne anlatmak istediğini sordu bana. Kendi çizdiğim cümleyi tekrar okudum ve gence “Başak nedir biliyorsunuz değil mi?” diye sordum. Bana bilmediğini hatta duymadığını söyledi.
Bir an duraladım. Ben ve akranlarım bu kelimeyi daha on yaşındayken, elektriği olmayan bir yerde yaşadığımız halde biliyorduk. Nasıl olur da bilgiye çok kolay ulaşılan asrımızda bu kelimeyi duymamış olabilirdi lise mezunu bir genç.
Durumu bazı örneklerle anlatmaya çalıştım. Sonra altı çizili yeri izah ettim. Sohbetimiz esnasında ona en sevdiği on müzisyenin ismini sordum. Doğru bir çırpıda saydı ve sayıyı ona indirmek için epey uğraştı. Çünkü saydığı listede ondan fazla isim vardı.
Ardında dizi filmler ve buna benzer sorular sordum. Hiç takılmadan cevapladı.
Biz onun yaşındayken ileride bu ülkeyi nasıl düzlüğe çıkarabiliriz diye düşünür, bazen tartışır hızını alamayanlar kavda bile ederdi. İstisnaları saymazsak çok kişi aynı görüşten olmasak dahi kafamızın içinde yarının büyük ülkesini nasıl inşa ederiz diye düşünürdük. Metotlarımız farklıydı ama hedeflerimiz aynıydı: Müreffeh ülke…
Şimdi başak kelimesini duymamış biri olarak geriye müreffeh ülke yerine enkaz bırakmışız. Bu nesil bundan sonra ardında ne bırakacak bilmiyorum.
Ye, iç, çal, oyna nesli olmuş çoğu.
Artık harfler bile yetmiyor kuşağına. Yok, “Y” kuşağı, yok “Z” kuşağı, yok “Ğ” kuşağı vs…
Bu arada buğdayı tarlada görmüş olmasa da film ve belgesellerde mutlaka görmüştür sanırım. Buğday bir yiyecek türü. Ekmek yapılıyor. Buğday ekilen yerden buğday bitiyor. Buğday başakları “sanatçı(!)” hükmünde olmadığı için de yeni nesil tarafından bilinmiyor.
Kısaca “Melali anlamayan nesle” aşina olduk…
Akkuş-Niksar Kara Yolunda Çalışmalar Başladı!
1
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Kantin Fiyatları Açıklandı
1701 kez okundu
2
Karadeniz Bölgesinin Geleneksel Halk Oyunu “HORON” Çambaşı Yaylasında Hayat Bulacak
1699 kez okundu
3
Sokak Hayvanları Uyutulmalı Mı, Uyutulmamalı Mı?
1662 kez okundu
4
Ünye’ye ikinci TOKİ Nereye Yapılacak ?
1643 kez okundu
5
Oda Arkadaşım../ Berkay GÖKTAŞ
1354 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.