42,9664$% 0.08
50,6224€% 0.03
5.965,27%0,22
Osman Bey’in irili ufaklı arazilerine geniş aralıklarla set vurulmuş, kimi setler, tırpan sallamaya elverişsiz olmasından otların, el oraklarıyla biçilmesi gerekirdi. Ocakların dibinde bir yıl içinde peydah olup büyüyen ve büyüdüğünde ıçka, sonra şah, en nihayetinde ganetleşip mahsul vermesi muhtemel fındık otları, bodur olmasalardı eğer, elle çaplanıp kolayca biçilmezdi. Belli sistemi içinde ayakta, sağ el tutma yerinde yukarıda, sol el az aşağıda, iki kolun aynı anda çalışmasıyla sallanan tırpan ağzı, es kaza, yetişkin dalları kesip darbe aldırmamış olurdu.
Bir kere tırpanı eline almaya gör… Jilet gibi ağzı, ota yatırılıp sağdan sola doğru, bi gayret biçmeye başlanırdı. Osman Bey iş yapılırken ortalığa yükselen çalışma seslerini sever, seyretmeye doyamazdı. Bir keresinde Kızılama’ya (Kızılelma), tırpan vuran çocukları izlemeye, akşama yakın bir vakitte gitmişti ki; çocukları da alıp eve dönecektik. O sene Halyon’u (I) geçince, Çıtırgıran mevkiine az bir mesafe kala, yeni sapaktan aşağıya, Masul’un dönemecine ulaşan yol henüz açılmamıştı.
Hem, özel araçla Giresun Merkez’den köye gidiş-geliş süresini elli dakikadan, otuz dakikaya düşürme hedefli, dereboyu hizası boyunca; -Kızılelma bahçesinin eteğinden geçen- Okçu Köyü’nün üçüncü yolu da henüz ortalıkta yoktu. Fakat yük taşıyan hamalların, Giresun Belediyesinin denize dönük giriş kapısının sağ tarafına, bina gövdesine, tahtadan iki tekerli el araçları dayalı halde olur, taşıma işi olunca oradan alınıp işe gidilirdi.
Okuldüzünden başlayıp, dereye doğru Öztürk Hoca’nın Masul arazisi sınırındaki ceviz ağacının gölgeliğine aracını park edip, bahçe içindeki daban yoldan giderek Kızılama’nın düzlüğüne varmıştı.
Osman Bey’in en gözde bahçesi burasıydı. Diğerlerine nazaran en çok emek verdiği, hepsini bir kefeye koyup burayı tek tarafta gördüğü, evine en uzak yeriydi. Her ne kadar bu bahçesinin mahsulüne, tam itimat etse bile, çoğu zaman: “hiçbir bahçem birbirini yasmaz” diye söylerdi. Arazinin kıymeti harbiyesi anlaşılmadan çok öncesinde, neredeyse bir asrı bulan yaşamların birinde; renkleri kaybolmuş düşman denilen renksiz kişiler, evin etrafında fing atarken; Dik-İl = Dik-El ailesinin erkek çocuk sayısı, melanetler sonucu 1’e düşmüştü. Kimi an gerçeği yok etmek adına çarpıtılarak anlatılan, bazı an sıkı sıkıya tembih edilmemiş olsa bile konuşulmasından rahatsızlık duyulan; Ağır Ceza Mahkeme kayıtlarına [to murder someone (II)] adıyla işlenmiş bir olay da yaşanmıştı. Arazinin ismi, tapusunda Kızılelma olarak yazılı olmakla birlikte hane halkı; kelime içindeki -el hecesini -a harfine çevirip -Kızılama tabirini öteden beri kullanmıştı. Elbette ki -alma: elma (III) olarak sözlükte yer almaktadır. Kızıl a gelince; Oğuzlarda gökyüzü dört yöndü. Bu, doğu (gök), kuzey (kara), batı (ak), güney ise (kızıl) renkte tasavvur edilirdi (IV). Kızılelma mevkii, Gedikli Karyesi’nden müfrez (ayrılmış) Okçu Köyü’nün güneyinde yer alırdı.
Düz alana yapılmış çötene vardığında, çocukların üçünü de tırpan sallar vaziyette görmüştü… Civar bahçelerden gelen ses ile karşı geçelerden işitilen türkü sesi, tırpan sesleriyle birleşip havaya yükseldiğinde, bambaşka bir ses, emeğin notası oluşurdu… Evlatları seyrettikten sonra, gün dönmeye başladığında yola koyulup Tikenligenc’e dönmüşlerdi…
Bağına, bahçesine gözü gibi bakan Osman ile Nazmiye çifti geçen sene, fındıkları harmana serdiğinde, kimi bahçelerin yeylimini (ineklerin yeylimi-yayılması) bir aileye, güllüğünü ise başka bir aileye vererek, beş gün fındık toplama veya üç gün ot biçme keşiğinde, karşılıklı anlaşmışlardı. Yolu izi uzak olan bahçeleri keşiğe verenler, inekleri yoksa eğer, dokuz-on maya yoğurt da anlaşabilirlerdi. Anlaşma, arazinin büyüklüğüne ve verimine göre değişir; köylü, birbiriyle konuşa konuşa, işini-gücünü ilerletmesinin yolunu daima bulurdu.
Nazmiye Hanım’ın kendisi keşiğe gitmese bile bir hafta sonra keşik vermeye geleceklerdi. Bu yıl eşi, bahçelerin: “erken sürede” biçilmesi için tırpana vurdurup, tırpan ağzına gelmeyen, sapa yerleri Nazmiye Hanım sıra sıra gezip biçecekti. Sadece Çardakyan mevkiinde: “sudan o yan” setleri tırpan ağzına uygun değildi. Keşikçileri alıp buraya götürecekti.
Selcan’ı mektebe yolcu edince, daha şimdiden, arkadaşlarına hangi yemekleri pişireceğini düşünmeye başlamıştı bile hatta: “Geçen yıl ot fazlaydı, ne güzel de biçmiştik” diye de hislenmişti. Her dem yaşıtlarıyla iş yapmayı çok severdi. Okul sezonu süresince tanıdıklarıyla, köyde bir araya gelip görüşemez; ot biçme işi aslında arkadaşlarıyla, birlikte zaman geçirmek de demekti…
Öyküdeki Anlamı | Keşikçilik: Parasal değeri olan işlerin, iki kişinin karşılıklı anlaşması sonucu, aralarında parayı kullanmadan ortaya çıkan çalışma şeklinin adıdır. Örneğin; İki gün peş peşe, fındık toplamaya Selma arkadaşıma gitmişsem iki gün de Selma benim fındığımı toplamalıdır. Selma eğer fındık toplamaya gelemiyorsa, bir başkasını kendi adına gönderebilirdi. Bir başkasını da gönderememişse eğer, seneye bu keşiği verirdi. Başka bir örnek; Üç ağaç armudum varsa, armutların azlığı ya da çokluğuna göre, bir ağacını, iki keşiğe verebilirim. Bu keşikler; darı (mısır) biçme, ot biçme, fındık toplama veya odun taşıma olabilirken, tamamen, karşılıklı anlaşma üzerine kurulu olur, bazen de keşik yerine altı-yedi bakraç yoğurt da alınabilirdi.
“Keşik” Kelimesinin Anlamı Üzerine Birkaç Kaynak Bilgisi:
Keşik: Sıra. Nöbetleşe yapılan işler için kullanılır. Kaynak: KÖZLEME, Ufuk, Alucra Yöresi Halk Ağızları Derleme Sözlüğü, Gayri Nizami Kitap, İstanbul, 2024, Syf. 176
Keşikleşmek: Sıraya girmek, nöbetleşmek. Keşik Olmak: Sıra ile yardımlaşmak. Kaynak: Türkiye’de Halk Ağzından Derleme Sözlüğü IV, Tıpkıbasım, I-N Maddeleri, TDK Yayınları, Ankara, 2019
DİĞER KAYNAKÇALAR:
(I) Halyon: Haliloğlu soyadının, Okçu Köyü Halk ağızlarında söyleniş biçimidir.
(II) to murder someone: Birini öldürmek. Türkçe-İngilizce Redhouse Sözlüğü, Hazırlayan: Serap Bezmez, SEV Yayıncılık, İstanbul, 2013, Syf. 12
(III) Divanü Lûgat-it-Türk Dizini, TDK Yayınları, Ankara, 1972, Syf. 8
(IV) Şapolyo, Enver Behnan, Osmanlı Sultanları Tarihi, Rafet Zaimler Yayınevi, İstanbul, 1961, Syf. 16
Ünye Ziraat Odası Başkanı Sarıkahraman Uyarıyor!
1
Sokak Hayvanları Uyutulmalı Mı, Uyutulmamalı Mı?
1280 kez okundu
2
Karadeniz Bölgesinin Geleneksel Halk Oyunu “HORON” Çambaşı Yaylasında Hayat Bulacak
1156 kez okundu
3
ORDU’DA SEÇİM
1038 kez okundu
4
Deneyap Teknoloji Atölyeleri İçin Başvurular Başladı.
970 kez okundu
5
İŞ ADAMLARINDAN İSTANBUL DUMED ORDU İL BAŞKANLIĞINA BAĞIŞ
922 kez okundu