DOLAR

47,9621$%0,24

EURO

56,0614%-0,13

GRAM ALTIN

7.107,39%2,12

a

VEFA Kitaplık Projesi- XI/ Fatma CİVELEKOĞLU GEÇER

VEFA KİTAPLIK PROJESİ -XI

Bu süreçte işletme sahiplerinin ödeme gücünü ön plana almayan kimi özel bankalar yeryüzünde sanki küresel salgın olmamış ve yokmuşçasına yüksek meblağlı mevcut kredi taksit tutarında diretiyordu.

Covid ile birlikte ilerleyen günler ve aylarda herkesçe bilinen bir holding sahibinin para aklama işlemi yaptığını, fon vurgunu olarak bilinen ponzi vakasını, borsada spekülatif işlemlerin haberlerini tüm vatandaşlar benim gibi basından izleyecekti. Virüs ile tırmanışa geçen ülke gündemi ay geçmeden değişik operasyonlara gark olacaktı.

İletişime duyarsız özel bankanın biriyle o sıra da telefon görüşmesi yapmış içinde bulunduğum şartlarda aylık ödeyebileceğim miktarın sadece beşyüz Türk lirası olduğunu belirterek biriken ödemelere güç yetiremeyeceğimi söylemiştim. Personel, işin içinde kasıt varmışçasına, bunu da vurgulamaktan geri kalmayıp sözlerimi yok saymıştı; sokak diline yakın ama değil, sesinin tınısı nazik halli tehditvari: “gün itibariyle dosya avukata verilecek umarım, avukatlar bizim kadar insaflı olur” cümlesini söyler söylemez telefonu kapatmıştı. O gün yapılan bu görüşmeyi bugün gibi hatırlıyorum. Çünkü kapanan yalnızca telefon değildi. Başlayan da bi tek haciz işlemi değildi. Sahafzade Kitabevi’nin fiziksel mağaza statüsünü kaybetmesine yol açan o makûs haciz işlemi 06.11.2020 tarihinde bir yığın resmi kâğıtlar bütünüyle böylece başlamıştı. Peşinden 13 Kasım 2020 günü ihtiyati haciz kararıyla tüm hesaplarıma bloke konulmuştu.

Ardı sıra kitabevimizde bir şairin şiir kitabı etkinliğine daha önce katılmış olan icra memuruyla birlikte bankanın avukatı kitapları haczetmeye gelmişlerdi. O gün kitabevine erken giden oğlumdu. Ben evdeydim. Tarih 20 Kasım 2020 idi; bir yumruğun içine bütün kitaplarım sanki hapsolmuş ben de o düşüncenin esareti altındaydım. Geliş nedenlerin resmi dayanağı ise bu şekildeydi: [25.04.2020, 01.05.2020 ve 04.06.2020 tarihli temerrüt ve muacceliyet ihbarnameleri gönderildiği, bu ihbarnamelerde belirtilen tutar ve sürede gerekli ödemenin yapılamaması nedeniyle yasal mevzuat doğrultusunda 18.09.2020 tarihinde ihtarname gönderildiği ancak bu ihtarnamede de belirtilen süre ve tutarda ödemelerin yapılamaması] üzerineydi. Bu durumların hepsi Covid günlerinin marifetiydi öte taraftan yeni gelen düzenin ilk görüntüsü, değişimin habercisiydi.

Covid virüsüne kim demişti ki dünya üzerine yayılacaksın, çoğu kişinin hayatına her anlamda mâl olacaksın diye. Muhatabına bu bir sorudur. Kaldı ki o yıl Dünya Sağlık Örgütü’nün Covid tedavisinde kullandığı sıtma ilacı ‘hidroksiklorokin’ isimli ilaç kullanımını ‘güvenlik endişeleri’ nedeniyle 25 Mayıs 2020 tarihinde geçici olarak askıya alındığını duyurmuş, Temmuz 2020 de ise derhal ve tamamen durdurulması gerektiğini belirtmişti.

Buna rağmen ülkemizde bir yıla yakın süre daha tedavi rehberinde yer alarak kullanıma devam edilmesi (I) bir insan hayatı için panik olma adına elverişli, fevkalade dehşet vericiydi. İnsan bünyesinde panik kaos demekti. Ayrıca ‘hidroksiklorokin’ İkinci Dünya Savaşı sırasında sıtma tedavisi için kullanılmış romatizmal hastalığı olan askerlerde belirgin bir iyileşme sağladığı gözlemlenmiş (II) koronavirüs hastalığını önleme ve tedavi etme yeteneği açısından da incelendiğinde klinik denemeler hastalığa karşı etkisiz olduğunu göstermiştir.(III)

Karşılarında oğlumu gördüklerinde avukat hanım beni sormuştu oysa taksitlendirme üzerine birkaç defa avukatlık bürosuna gitmiştim; orada telefon numarası dâhil belge ve bilgilerim fazlasıyla bulunuyordu. Adres açıktı. Güzergâh belliydi. Ben gerçek şahıstım ve bir anda tası tarağı toplayıp nasıl sırra kadem basabilirdim? Ödeme hususu üzerine büroya gittiğimde aylık taksitler üçbin lira olacak şekilde ısrarcı olmuşlar, beşyüz lira, beşyüz lira ödemekle uzun zamana yayıldığını, bu küçücük, işe yaramazmış gibi görülen parayla borç meblağının bitmesinin senelerce mümkün olmadığını belirtmişlerdi. Eğer imza edersem ve de günü geçen taksit olursa bir haftalık ek süre verebileceklerini devamı da belirsiz görünüyordu. Ya ek süre içinde de ödeyemezsem ki içinde bulunulan şartlar duruma çok müsaitti. Bu halde teklif ettiğim beşyüz lira ile bankanın direttiği üçbin lira arası altının biriydi. Ödeyemezdim.

Hem, üç değişik bankaya daha ödeme sorumluluğum bulunuyordu. Dükkân kirası, faturalar, kitap siparişi için nakit para da gerekiyordu. Keşke tek bir bankaya borcum olsaydı! O, tutarın altına imza attığım an ödemekle yükümlüydüm. Nelere yükümlü değildim ki! Vahh kadın! Taahhüt edip ödenmediği takdirde hele de takipli icradan imzalı ise tutuklanabiliyordum. Belki de yapılmak istenen tam olarak buydu. Sabıkalı ve işyeri kapanmış biri yapmaktı. Kitabevi kapandığında kim kaybederdi? Ayrıca kapandı da kim kaybetti? Sorun değil. Zaten bir adamı zorunan sabıkalı yapan bir çehreden gelmiş o çehre de burası, Giresun şehriydi, sabıka edinen kişi tarafından büyütülmüş biriydim.

Hem en iyi sabıka bu da değildi. Hakkında idam fermanı bulunan kalpaklı Ata’m bu durumların en iyisini bilirdi; peşinden ne de şaheser bir Cumhuriyet bırakmıştı. Bana da olmuş çok mu? İş yapıp değer üretmiştim; varsın olsundu. Ancak mesul olduklarım vardı. Bu mesuliyetlerden biri bu bankaydı. Banka ile ilk tanışmam 20 Temmuz 2012 tarihinde kadın girişimci statüsünde başlamış kredi çekerek kitabevine harcamıştım.

Sonraki süreçler hep aynıydı. Kredi çek, ödeme yap, kartlarını kullan, ödeme yap, pos cihazından işlem yap hesap kartını kullan; kredi puanım bindörtyüzdoksandı. Covid anına ve icra işlemine değin bankayla ilişiğim devamlı böyle olmuştu. Aksama, kötüye kullanma, oyalama, ödeme yapmama cinsinden handikaplar aramızda yaşanmamıştı. Ne değişti ?,  Niye değişti?

Hatta şubeye gitmeden kredi miktarları hesabıma yatırılıyor: ‘krediniz hesabınıza aktarıldı’ diye telefon açılıyordu. İtimat konusu tam ve sapasağlamdı. Üstelik bankaya hiçbir teminat göstermemiştim. Tek yaptığım gününü geçirmeden ödemelerimi yapıyor olmamdı. Çalışıp çabalıyor rızkımı elde ediyordum hem de faiziyle. Ekmeğimin içinde yutmama engel olan bir tel vardı; yıllardır da hep böyleydi…

KAYNAK:

I) https://www.hanyaloglu-acar.av.tr/malpraktis-tazminat/covid19-da-tedavihatasi-ve-tazminat-dava

II) https://www.seldaoktem.com/klorokin-hidroksikloroki/

III) https://www.yashodahospitals.com/tr/medicine-faqs/plaquenil/

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Ünye’ye Yeni Kavşak Ve Yol Üstü Otopark Ücreti geliyor !

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla