DOLAR

44,2795$% 0.22

EURO

50,5902% -0.78

GRAM ALTIN

7.134,90%-0,98

a

Vefa Kitaplık Projesi (1) / Fatma Civelekoğlu Geçer

VEFA KİTAPLIK PROJESİ [ I ]

VE DÜNYAYI DOĞURAN TÜM KADINLARA..

Farklı kıtaların farklı coğrafyalarında yaşıyor, birbirimizi tanımıyor olsak da…

“Lütfen okumayı bırakmayın.” Virginia Roberts Giuffre

Nisan 2025 tarihinde Virginia vefat etti. Kendisiyle bütünleştirdiği sembol kelebekti. Kozasından çıkarak kelebek etkisi yaratıyordu. “Hiç Kimsenin Kızı” isimli kitabın raflarda olduğunu göremedi. Ben gördüm. Onun için aldım. Okumaya başladım. Kimi cümleleri çizdim, sayfa boşluklarına not yazdım. O an tek başınaydım ve belki sövmedim, hanım hanımcık biri oldum. Satırlarda yazan kitap isimleri, benim de çocukluğumun kitaplarıydı. Bir çocuğun yaşadıklarını okurken nefes alışverişimin değiştiğini, kalp atışlarımın hızlandığını hissettim. Tüylerim diken diken oldu. Bütün bir kitaptan Virginia’yı çekip almak istedim ve belki küfretmedim, iyi vatandaş oldum. Çoğunlukla sayfalara bön bön bakakaldım. “Allah’ım yardım et. Kimse yok mu” dedim. Hiç kimse de mi yok? Hiç kimse dedikçe, belki insanlıktan çıkarak isyan etmedim iyi insan oldum.

Ona yaşatılan her pisliğe harf harf şahit oldum. Şimdi Virginia’yı tanımıyorum diyebilir miyim.? Diyebilir miyim? Soruyorum. Hayır diyemem. Onunla denize nazır bir mekânda karşılıklı oturup yüz yüze tanışmama gerek yoktu. Birbirimize telefon açarak güven içinde, çocuklarımızı parka götürmek üzerine buluşmamız da gerekmiyordu. Aynı apartmanda komşu olmamıza da lüzum yoktu. Kardeşim, kuzenim, arkadaşım olmasa da olurdu. Ortak noktamız kadın ve anne olmaktı.

Yaşadığımız kıta ve ülke farklıydı. O özgürlükler ülkesi denilen özgürlüğü elden alan Amerika’da; ben Avrupa, Afrika, Asya kıtalarıyla etrafı çevrili stratejik öneme köprü olan bir ülke coğrafyasında, Karadeniz’e baka baka sevdalanan küçük bir şehirde yaşıyordum. Penceremi denize doğru her gün kırılan hayatıma açıyordum. Buna rağmen, katı ve kırılmaz sert yanım: “dağların var” diyordu. Beni Virginia’dan ayıran pek bir şey yoktu. Güvenim kaybolmuş sokaklar düşmandı. İkimiz ve diğerlerimiz asırlardır dünyayı doğuruyor bu nedenle bizden nefret ediliyor, sömürülüyorduk. Yoksa neden kendimizi iyi hissetmiyor ve güven duymuyorduk?

Virginia’yı okurken 426 sayfanın(II) toplamında: “aile özel mülkiyet” olmamalı dedim. İstismara uğramış bir çocuğun, içinde bulunduğu kuşağı, dedesine değin ret etme hakkı olmalıydı. Yüzünü görmediği, sesini duymadığı insanların, ona zararı dokunmamışların üst soyunun mirasına tümüyle ortak olmalıydı. Kısaca aile içi tekrar tekrar yaşanan taciz, istismar, tecavüz olayının önüne bu sayede geçilebilirdi; nasıl ki babasının canına kast eden bir evlat mirastan men ediliyorsa, libidosu yüksek, ensest illetli kişinin tüm hakları mağdurun olmalı ve mağdur onu ve onun soyunu ret etmeliydi. Yüz kızartıcı suçlarda zaman aşımı olmadığı gibi dünyaya, daha iyi nesiller gelmesi isteniliyorsa kız çocukları sıkı güvenlik önlemleriyle korunarak yaşamalıydı. Eğitimin ilk kodları aile ile başlardı.

Bir çocuğu ailesi de korumuyorsa kim koruyacaktı? Elbette kanunlar. Kanunda serbestlik varsa. O zaman ne olurdu? Umumi bir insaniyetsizlik başlar, ahlak çökerdi. Vicdanı çürümüş şekilde toplumun içinde yer alan insanlar çoğalırdı. Toplum kaosa sürüklenirdi. Kargaşayı, şiddeti, hak ihlallerini kim isterdi ki? Kim ister? Kaostan beslenenler isterdi. Kadınlar kaotik ortam istemiyor. Üstelik dünya kaosa dönsün diye de doğurmuyoruz. Çocuklarımıza her baktığımızda kelebeğin kanat çırpması gibi yüreğimiz çarpardı ki tıpkı Virginia’nın dediği gibi: “kızımın gözlerine bakarken diğer kızların benim gibi acı çekmemesi için harekete geçmem gerektiğini biliyordum; kısa bir süre sonra mücadeleye başladım (III).”

Yaşanılır, sürdürülebilir, saygılı, güvenli bir hayat istiyoruz. Ve bunun üzerine ben Virginia’dan ve yaşadıklarından habersizken; güvenilir toplum, emin adım atılan sokaklar umuduyla bir projeyi icraata geçirmiştim.

SAHAFZADE KİTABEVİ & SOSYAL SORUMLULUK

Giresun şehrinde dokuz sene önce 2017 yılının sonbahar ayıydı. Kitabevimizin yaptığı etkinlikleri takip eden, bir konuya ait araştırma kitapları talep eden, değerli bir doktora öğrencisiyle yaptığım sohbette, 2017 yılı istatistiklerinde Giresun şehrinin ensest olayında Türkiye’de ilk sırada olduğunu öğrenmiştim. Ve eskiden, günlük yaşamda, halk dilinde adına Gaz Tepesi denilen mıntıkayı da olayın en yoğun olduğu mahalle olarak belirtmişti. Öğrendiğim bu bilgiyi bir başka akademisyene teyit ettirmiştim. Avukatların dava dosyalarına yansıyan dosya sayısına göre istatistiklerin belirlendiğini anlatmış ve doğru olduğunu söylemişti. Bu makûs bilgi ile insan ne yapacağını bilemiyor. Ne yapılabilirdi?

Siz, Sahafzade Kitabevi’ni işletiyor olsaydınız; tavan ve zemin hariç, boyu iki metre altmış cm. olan, üç tarafı da tümüyle raflarla çevrili 60 m2’lik alan içinde onbeşbin kitap olsa ve her zora düştüğünüzde uğradığınız tek yer, tek para kaynağınız özel bankaların kredileri olsaydı bu bilgilerle ne yapardınız?

Bu hâl içinde kendime sordum. Ben ne yapabilirim? Birinin bu durumu iyileştirmek adına benden bir talebi olmasına gerek yoktu. Birini de beklemeye lüzum var mıydı? Kangren olmuş kötücül bir olay nasıl iyileşebilir ve bunun için neler yapılabilirdi?

Ya da hiçbir şey yapmayıp görmezlikten mi gelmeliydim, Virginia’nın ailesi gibi? Öğrendiğimi öğrenmemiş gibi yapmak beni suçlu yapmaz mıydı? Bilgi ağır bir şeydi ve sorumluluk gerektiriyordu. Zaten ahirette de bildiklerimizden suale çekilecek hesap verecektik.

Aklıma ilk gelen, olayın yoğun yaşandığı mahalleye bir kütüphane kurma fikriydi. Sokak kütüphanesi yapılırsa dedim kendime, bağımsız işletmelere de uygulanır. Bu durumu uygulamak üzere bilindik ve emin mekân aramaya, fizibilite çalışması yapmaya başladım. Anlamlı bir şey yapmak için kaç kişiye ihtiyaç vardı? İşleyişin ve sürdürülebilirliğin sağlanması önemliydi. Uygulanan nokta yer ile iletişim rahatlıkla sağlanmalıydı… Bir projenin tüm maliyetlerini üstlenerek tek başıma yapabilir miydim?

KAYNAKÇA:

(I)Sahafzade Kitabevi (Aralık, 2017) Vefa Kitaplık Projesi, Fatma Civelekoğlu Geçer, Giresun.

(II) GIUFFRE, Virginia Roberts (Şubat, 2026) Hiç Kimsenin Kızı, Çeviren: Hasan Erel, İstanbul: KırmızıKedi Yayınevi.

(III) Hiç Kimsenin Kızı kitabına ait önceki yorum yazısı şu linktedir: https://www.doganaygazetesi.com.tr/2026/02/21/simdiki-zamana-odaklan-fatma-civelekoglu-gecer/

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

ÜTSO, Oda Başkanları İle Bir Araya Geldi.

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla