HERİF OLAN Bİ ADIM ÖNE ÇIKSIN
Aslında uzun zamandır yazmak istediğim bir konu var. Bu aralar yine gündemi oluşturuyor: Ünye’nin vilayet olma meselesi.
Bu kadar nüfus, bu kadar ticaret, bu kadar hareket… Ünye neden hâlâ ilçe?
Sorunun cevabı sanıldığı gibi Ünye’nin yetersizliğiyle ilgili değil. Aksine, Ünye’nin fazla güçlü olmasıyla ilgilidir.
Ünye bugün Karadeniz’de pek çok ilden daha canlı bir ekonomik yapıya sahip. Limanı var, fındık ticaretinde söz sahibi, çarşısı pazarı hareketli. Çaybaşı’nın, İkizce’nin, Akkuş’un yolu sağlıkta da ticarette de dönüp dolaşıp Ünye’ye çıkar. Yani Ünye fiilen zaten bir merkezdir.
Peki bu kadar özelliğe rağmen neden il olmadı?
Çünkü Ünye il olursa Ordu kaybeder.
Aslında cevap tam olarak burada gizli.
Çalıştığım işyerinin en üst kuruluşu olan TESK’in öncülüğünde, 2015 yılında başlatılan ADAPTESK Projesi vardı. Amaç; gelişen ekonomik ve teknolojik koşullara esnafın uyumunu güçlendirmek, “yeni nesil esnaf” kavramını oluşturmak ve esnafın çağın gereklerine uygun bilgi ve beceriler kazanmasını sağlamaktı. Kişisel gelişimden pazarlamaya, müşteri ilişkilerinden işletme yönetimine kadar birçok alanda destek sunuluyordu. Toplam bütçesi 6,5 milyon Euro olan bu projede Türkiye genelinde 8 pilot il seçilmişti; Ordu da bunlardan biriydi.
Ordu ESOB’dan 5 arkadaşla birlikte iki yıl boyunca bu toplantılara katıldık. Ünye’den de naçizane ben vardım. Girişimcilik, satış-pazarlama, iletişim, müşteri memnuniyeti, iş geliştirme, ulusal meslek standardı, yeterlilik geliştirme, akreditasyon gibi başlıklarda eğitimler aldık. Bu eğitimlerden biri de SWOT analiziydi. Projenin ana başlığı değildi ama eğitimciler özellikle üzerinde durdu.
Kısaca söylemek gerekirse SWOT analizi; “Güçlü Yönler, Zayıf Yönler, Fırsatlar ve Tehditler” başlıkları altında durumun fotoğrafını çeken, karar vermeye yardımcı bir ön değerlendirme yöntemidir. Eğitimden sonra “adamlar ne güzel sistem kurmuş” demeden edemedim.
Derken aklıma şu geldi:
Acaba son günlerde sıkça konuşulan Ünye’nin il olması meselesinin bir SWOT analizini yapsak ne çıkar ortaya?
Elbette bu işi tek başına uzman olmayan birinin yapması doğru değildir ama rahmetli Fikri Terzioğlu amcanın dediği gibi, “Medine kadısı hacı Google efendi”den derlediğimiz bilgilerle bir tablo çıkarılabilir. Evde sakladığım ders notlarına tekrar baktım, hocalar ne anlatmış diye göz gezdirdim.
Analizi burada uzun uzun yazmayacağım; zaten giriş kısmı bile makale boyutuna ulaştı. Ama şunu net söylemek gerekir: Ünye’nin il yapılması yalnızca nüfus ya da coğrafya meselesi değildir. Bu iş hem siyasi, hem ekonomik hem de idari bir meseledir.
SWOT analizimiz dört ana başlıkta toplanıyor.
1. Güçlü Yönlerimiz
Ünye tarihsel olarak fiilî merkezdir. Dün Ünye’ye bağlı olan Çaybaşı, İkizce ve Akkuş başta olmak üzere geniş bir hinterlandı vardır. Sağlık, ticaret ve hizmet ihtiyaçları için bu ilçeler doğal olarak Ünye’ye yönelir. Ekonomisi güçlüdür, limanı vardır, fındık ticaretinde ciddi pay sahibidir. Ulaşım altyapısı Karadeniz Sahil Yolu ve iç kesim bağlantılarıyla avantaj sunar. “Kendi kendini yetebilme” kriteri açısından da önemli bir eşiği aşmıştır. Tarihi ve kültürel birikimi cabası… Kadılar ve Kaptanlar şehri Ünye.
2. Zayıf Yönlerimiz
En belirgin zayıflık, siyasi temsil ve lobi gücünün yetersizliğidir. 1980 sonrası milletvekilsiz ya da bakansız kalmamış bir Ünye’nin, il olma sürecinde Ankara’da sahipsiz kalması ciddi bir çelişkidir. Ortada tek bir kanun teklifi bile yoktur. Büyükşehir yükünü çeken ayaklardan biri olmasına rağmen karar masasında yokuz. Üniversite meselesi, liman içindeki tersanenin atıl kalması, organize sanayinin geç kalması da bu başlık altında sayılabilir.
3. Fırsatlar
Türkiye’de idari yapı tartışmaları zaman zaman yeniden gündeme geliyor. “100 il” söylemleri Ünye’yi güçlü bir aday hâline getirebilir. Liman kenti olması, ticaret hacmi, esnaf yapısının canlılığı önemli avantajlardır. Ünye il olursa Çaybaşı, Akkuş ve İkizce de kazanacaktır; yeter ki bu ilçeleri sürecin içine katabilelim.
4. Tehditler
Ünye’nin il olması hâlinde Ordu’nun büyükşehir dengesi bozulacaktır. Nüfus, ekonomi ve siyasi temsil gücü azalacaktır. Milletvekili sayısının düşmesi kimsenin hoşuna gitmez. Fatsa faktörü de kaçınılmaz biçimde gündeme gelecektir. Ayrıca yeni bir ilin kurulması kısa vadede devlet bütçesine ek yük anlamına gelir.
Bütün bu artı ve eksileri önünüze koysanız, siz olsanız ne yapardınız?
1920 yılında Giresun’un ileri gelenleri Ankara’ya telgraf çekip, “iki yıllık masrafı biz karşılarız” diyebildi. Risk aldı, sorumluluk aldı ve başardı.
Bugün Ünye için böyle bir irade ortaya koyacak bir babayiğit var mı?
Benimkisi uzman görüşü değil; sadece fotoğraf çekmek.
Durum budur.
Herif olan bi adım öne çıksın..
Okunma Sayısı: 92