DOLAR

43,4283$% 0.06

EURO

51,9836% 0.2

GRAM ALTIN

7.683,15%2,41

a

Ölümün Yolu Şaşmaz da Biz Şaşırtırız. / İbrahim GÜRKAN

ÖLÜMÜN YOLU ŞAŞMAZ DA BİZ ŞAŞIRTIRIZ. BİZ ÜNYELİYİZ…
Geçen hafta sonu bir cenazeye gittim. Bir arkadaşımın kayınbiraderiydi rahmetli. Çocuğun babasını da iyi tanırdım. Zaten memlekette eşraf dediğin kim kaldı ki… Topu topu birkaç kişi. Cenazeler hâlâ herkesin birbirini gördüğü, hatırladığı ender günler.
Cenaze evi önüne getirildi. Ablalar geldi, anne geldi. Ne olacak… Ağlıyorlar. Ağlayacaklar. Ölüm erkendir, hele genç ölümü daha erkendir. Ama bizim cenazelerde bir de işgüzar takımı eksik olmaz. Kadın daha feryadını bitirmeden biri yanaşıp:
“Ha gayret, ağlama artık” der.
Kadın da haklı olarak sorar:
“Ben bugün ağlamayacağım da ne zaman ağlayacağım?”
Ama bu soru havada kalır. Çünkü bizde acı bile ölçülür, tartılır. Ne kadar ağlanacak, nerede susulacak, hepsinin bir adabı vardır — adabı da genelde başkaları belirler.
Asıl curcuna mezarlıkta başlar. Başka yerleri bilmem ama bizim memlekette bu işin ehli çoktur. Mezarın başına varınca herkes bir anda bilirkişi kesilir:
“Azıcık daha çevir.”
“Altına biraz daha toprak at.”
“Tahtayı yamuk koydun.”
“Üstten vur, üstten!”
“Araya toprak sıkıştır, kaymasın.”
Bir bakarsın, cenaze defin değil de baraj inşaatı.
Bir de şu mesele var:
“Oğlu koysun.”
“Kardeşi koysun.”
“Babası koysun.”
“Başka biri koyarsa… olmaz!”
Niye olmaz?
Çünkü —Allah muhafaza— yanlış adrese gider.
Zannedersin rahmetli öbür tarafta navigasyonu kapatmış, yol soruyor. Bir avuç toprağı eksik koysan başka kapıyı çalacak. Mevtaya GPS bağlamış gibiyiz. Adamlar güzergâhı biliyor sanki.
Bu işin bir de yön meselesi var.
Biz eskiden bilirdik ki Müslüman mezarı kıbleye doğru olur. Ama Ünye Tepe Mezarlığı’na bir çık bak; bazı mezarlar bildiğin ters durur. İnsanın aklına gelmiyor değil: Bunlar acaba başka dine mi mensup? Üstünde tanıdık isimler de yazıyor. Sonra anlıyorsun ki mesele din değil, yer meselesi. Yer dar, mezar çok. Ama biz yine de yönle uğraşır, adres karıştırırız. Sanki mevtanın derdi pusula.
Hâlbuki İslâm’a göre mesele çok daha sade.
Dua var.
Teslimiyet var.
Vakar var.
Gürültü yok, bağırış yok, gösteriş yok.
Ama biz ne yapmışız?
İşi adete, göreneğe, “bizim oralarda böyle”ye teslim etmişiz. Din bir köşede kalmış, ritüel direksiyona geçmiş.
Yıllar önce amcam İstanbul’da vefat etmişti. Cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecekti. Eve geldik, “Cenaze nerede?” dedim.
“Hastanede, morgda” dediler.
Şaşırdım. Bizde cenaze defnedilene kadar evde kalırdı. Üzerine makas koy, bıçak koy… Ayrı bir âlem.
Ertesi gün doğru camiye gittik. Namaz kılındı, ardından Zincirlikuyu Kabristanlığı’na geçtik. Görevliler geldi. Amcamı tabuttan aldılar. Zincirlikuyu’da mezarlar iki katlıdır. Amcamı alt kata yerleştirdiler, üstüne beton kapaklar kapattılar. Çünkü ileride üstüne bir kişi daha defnedilecek. Öyle 9 tahta, 10 tahta işi yok.
Kimse karışmadı.
“Oğlu insin.”
“Biraz sağa çevir.”
Yok.
Çünkü mezar derin, iş belli, usul belli. Oranın görevlisi var, hocası var. Sessiz sedasız oldu bitti.
İçimden dedim ki:
Bu adamlar Ünye’de defin yapsa, en az iki kişi “öyle olmaz” derdi.
Mesele mezar değil aslında.
Mesele tahtanın yönü de değil.
Mesele şu: Biz dini kolaylıktan çıkarmış, zorlu bir törene çevirmişiz.
Oysa ölüm yol şaşırmaz.
Ama biz, yaşayanın yolunu daraltıyoruz.
İnsanların acısına bile müdahale ediyoruz.
Belki biraz susmayı öğrenmeliyiz.
Her şeyi bildiğimizi sanmaktan vazgeçmeliyiz.
Çünkü mezara giren rahat eder de, mezar başında kalan bazen bizim yüzümüzden rahat edemez.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İlçe Sağlık Müdürlüğü Kanser Farkındalığı İçin Sahada

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla