45,0262$% 0.22
52,7839€% 0.23
6.795,39%0,25
Öncelikle kabul etmek gerekir ki, stres çağındayız ve dolayısıyla stres toplumunda yaşıyoruz. Bana göre her üç kişiden iki buçuğu psikolojik olarak sorunlu ve kendi usul, gerekçe ve yargılarıyla bu sorunlarla yaşamaya devam ediyor. Yönetebilenler yaşamlarına devam ediyor ve yönetemeyenler ise zaman ve mekân bağımsız veya zaman ve mekân bağımlı durdurulamayan belki de istem dışı davranışlar beraberinde yakıp, yıkıp yok ettikleriyle beraber yok olup gidiyorlar. Şanlı Urfa ve Kahraman Maraş’taki okul saldırıları gerçekten içi olan hepimizi yakıp kavurdu. Öyle ki; evli olup çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde bile çocuk sahibi olup olmama ile ilgili olarak oldukça derin kaygılar uyandırmıştır. O melek çocukların anne ve babalarına Rabbim sabırlar versin.
Değerli dostlar, bu ve benzeri şiddet olaylarının neden ve hangi travmatik durumlar sonucunda ortaya çıktığını anlayabilmek için çocuklara, gençlere ve tüm topluma sunulan dünyayı ve o dünyada gerçekleşen sosyal, siyasal, ekonomik, dini ve kültürel olayları en ince ayrıntıları ve çelişkileriyle beraber doğru ve yanlışları bağlamında şeffaf bir düzlem içerisinde yeniden ele almak gerekir. Çünkü şiddet ve saldırganlık bütün bu süreçlerin etkileşimli bir sonucudur. Sebeplerin tamamına ayrıntıları ve oluşturduğu sonuçları bağlamında insan psikolojisi ve eğitim bilimleri temelinde değinmek uzun bir zaman alacağından, daha yakın bağlamsal ve çevresel gerekçelere vurgu yapacağım.
1-Gençler ve çocuklar arasında onların gelecekleri açısından belki tam eşitlik denilmese de, en azından adil bir dengenin olması, her gencin kendi yetenek, fıtrat ve istidatı doğrultusunda bir eğitim alma, o eğitime bağlı olarak hayatını idame ettirebilme imkân ve fırsatına sahip olduğu algı ve olgusuna sahip olması, onun en azından bir aşağılık kompleksi geliştirmesini engelleyecektir. Bilindiği gibi bilgisizlik/ve yoksunluk aşağılık kompleksi oluşturur ve bundan kurtulma yollarından birisi de doğru manada bilme şuuru ve yanlış doğrultuda şiddet ve saldırganlıktır. O halde şiddeti ve saldırganlığı ortadan kaldırmanın yollarından birisi; sosyal hukuk devletinin gençlere sunacağı ve onların vazgeçilmez hakları olan başarılı bir eğitim hizmetidir.
2- Elbette ki çocuğun kişilik ve karakterinin biçimlendiği yer aile ortamıdır. Bu açıdan bakıldığı zaman toplumsal olarak hayat boyu öğrenme, yetişkin eğitimi ve aile eğitimi konu başlıkları üzerinde dünya genelinde olduğu gibi durulmalı ve bu konularda özellikle ihtiyaç temelli programlar geliştirilip acilen uygulamaya konulmalıdır. Aile içi iletişim, tüm ayrıntılarıyla aile çocuk ilişkileri, çocuğun sosyalleşmesi ve akran ilişkileri, teknoloji kullanımı ve okuryazarlığı, teknoloji bağımlılığı, öteki duygusunun geliştirilmesi, empati, eleştirel düşünme paylaşma, uzlaşma ve insan hakları konu başlıklarından olabilir.
3- Aile açısından bakıldığı zaman, çocuğun ailesinden yani anne ve babasından aldığı sosyal ve psikolojik desteğin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Değerli kardeşlerim, işte bu desteğin tam olarak yerini alamasa da, çocuğun kan bağı olan dede ve ninelerinden alacağı sosyal ve psikolojik desteğin de çok önemli olduğu bilinmelidir. Daha önce Anadolu haber ajansına verdiğim bir mülâkatta bu konuya ayrıntılı olarak değinmiştim. Dede ve neneler ortalama 60-70 yıllık tecrübe bahçelerinin en nadide gülleri olan torunlarının sığınakları ve daraldıklarında ferahladıkları limanlardır. Daha önce bu konuda yazdığım bir makalede dede ve neneleriyle yaşama şansı olan gençlerin çok daha sorun çözücü, toleranslı, değerler boyutuyla daha donanımlı oldukları gerçekliği ortaya çıkmıştı. İşte bu aile figürlerinden de istifade edilmelidir.
4- Bu durum bu sorunun çözümü noktasında daha fazla rol üstlenmesi gereken üniversitelerimiz açısından da kesinlikle masaya yatırılmalıdır. Çünkü öğretmenlerimizi yetiştiren üniversitelerimizdir. Üniversitelerimizin yetiştirdiği öğretmenlerimiz öğrencilerde ortaya çıkan şiddet ve saldırganlık eğilimlerini rehberlik ve psikolojik danışmanlık bağlamında fark edip, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak durumundadırlar. Kahraman Maraş ta gerçekleşen vahim saldırıda faille ilgili olarak okul rehberlik servisi öğretmeninin durumu fark etmiş olması ve ailesinin bu konuda tedbir almasını resmi olarak belirtmiş olması çok değerlidir ve o hocamızı canı gönülden tebrik ediyorum. Öğrencilerine siper olarak canını feda eden Ayla öğretmenimizi de rahmet ve minnetle anıyorum. Elbette ki bu öğretmen hanıma kırk yıl köle olunur. Bu muhteşem iki öğretmen davranışının öğretmen yetiştirme sistemimizin anahtarları olmasını sağlamak zorundayız.
5- Sayın Milli Eğitim Bakanımıza da bir öneride bulunmak istiyorum. Psikolojik Danışman olarak PDR mezunlarının daha önce olduğu gibi mutlaka atanmaları gerekir. Bu öğretmenlerimizin aile hekimlikleri yanında da görevlendirilmeleri, mutlaka her köye atanmaları, şehir merkezlerinde de her okula daha fazla rehberlik hocalarının (Psikolojik Danışman) atanmaları artık bir zaruret olduğu ortadadır. Hatta Milli Eğitim Bakanlığının özellikle Yüksek Lisans ve Doktora yapmış öğretmen adaylarını ihtiyaç alanlarına doğrudan ataması kalitenin yükseltilmesi açısında yararlı olacaktır.
6- Öğretmen yetiştirme meselemizi bu bağlamda değerler eğitimi boyutuyla yeniden tahkim etmeliyiz. Aynen ailedeki dede ve nineler gibi tecrübe sahibi, donanımlı; dün bugün ve yarına hakim olan, tüm öğrencilerin sığınakları ve hatta anne-babaları olan 67 ve yukarısı yaşta sağlıklı, dinç ve heyecanını koruyan, öğrencilerine kendi geleceği olarak bakan öğretim üyelerinin (tıpçılar hariç) adeta tasfiye edilerek apar topar emekliye sevk edilmeleri doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü öğretmen adaylarımızın değerler eğitimi boyutuyla bu öğretim üyelerinden alacakları çok önemli değerler ve tecrübi bilgiler vardır. Bilindiği gibi tecrübeler parayla satın alınmaz ve kitaplarda da bulunmaz. Eğer bir üniversite sağlık hizmetlerini eğitim hizmetlerinden ve özellikle öğretmen yetiştirmeden daha önemli buluyor ise artık diyecek bir şeyim yoktur ve halimizi sadece okuyucuların değerlendirmesine ve meselelerin muhataplarına bırakıyorum. Sayın YÖK Başkanımız bu konuya ışık tutmuş ve meseleyi karar alıcılara iletmiştir. Ancak bazı üniversiteler ihtiyaç olması, koşulların yerine getirilmiş olması, 30-35 saatlik ders yükünün olması, lisansüstü yüzlerce öğrenci ve derslerin olmasına rağmen bu öğretim üyelerini adeta kovarcasına ve aceleyle emekliye sevk etmişlerdir. Bu durumlar öğrencilerden alınacak dönütlerle de teyit edilebilir.
7- Liyakat çok ama çok önemlidir. Bir toplumda emeğin ve performansın karşılığı olan liyakat; Peygamber Efendimizin tutum ve davranış örneklerinden de anlaşılacağı üzere toplumsal yapıların sağlıklı olarak devamlılığı açısından ihmal edilemez değerdedir. Hepimiz kabul ederiz ki; liyakatin katli ile diğer katliamların pekte farkı yoktur. Buna mutlaka dikkat edilmelidir ve ahbap çavuş, amca dayı ilişkileri bağlamında makam ve mevki dağıtımları yapılmamalıdır. Çünkü bu yollarla edinilen kazanımlara dayalı olarak kullanılan yetki ve sorumluluklar hiçbir zaman doğru istikametlere yönelmemiş ve hep aynı bağlamlarda devam etmiştir. Eğer ortada bir “Hak” varsa, kesinlikle “Hak” edenlere verilmelidir. Çünkü “Hak” “Allah” ın adıdır ve inkâr eden de “Allah”ı inkâr etmiş olur. Çocuklarda ve gençlerde liyakatin olmadığı ve olmayacağı algısı geliştirilirse de yine aynı şekilde öfke ve şiddet sarmalına düşülecektir. Değerli dostlar sayın çok kıymetli YÖK Başkanımıza ve üyelerine de bir önerim var. Saygıdeğer Başkanım, Alanlarında çok iyi bir eğitim almış, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini tamamlayıp belki de doçentlik düzeyinde yayın ve çalışmaya sahip gençlerimiz var ve bu gençlere tüm üniversitelerde ihtiyaç olmasına rağmen kadro verilmemektedir. Bu sorunun giderilmesi için merkezi olarak talep toplanıp ihtiyaç olan üniversitelerimize kadro tahsisleri yapılabilir ve hak eden adayların ataması yapılabilir.
Değerli dostlar görüleceği gibi çocuklarda şiddet ve saldırganlığı işte bütün bu parametreler temelinde ele almak ve değerlendirmek gerekir. Ancak o zaman doğru çözüm yollarına ulaşılacaktır.
Herkese derin saygı ve sevgilerimle.
Bağsaraylı Şefik Amca/ Zeki ORDU
1
2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Kantin Fiyatları Açıklandı
1216 kez okundu
2
Deneyap Teknoloji Atölyeleri İçin Başvurular Başladı.
1086 kez okundu
3
DEPREM BÖLGESİNE OYUNCAK KÖPRÜSÜ
836 kez okundu
4
Hacettepe Üniversitesi ve OBB iş Birliğiyle Yürütülen (REMEDY) Projesi Başladı.
829 kez okundu
5
Anafarta İlkokulu Öğrencisi Resim Yarışması Türkiye Birincisi
766 kez okundu