DOLAR

43,1994$% 0.05

EURO

50,4011% 0.19

GRAM ALTIN

6.395,50%-0,54

a

Türk Toplumunda Kadın-Erkek Eşitliği / Ahmet Cemal CAN

Tarihsel Gerçeği Doğru Değerlendirmek: Türk Toplumunda Kadın-Erkek Eşitliği.
Türk milletinin tarih sahnesine çıktığı en eski dönemlerden itibaren kadın ve erkek arasında keskin bir ayrım bulunmamıştır.
Orhun Yazıtları’ndan Divânu Lügati’t-Türk’e, Dede Korkut’tan eski bozkır devletlerinin teşkilat yapısına kadar her kaynak bize Türk toplumunun temel karakterinin kadın–erkek eşitliği, yani “yol arkadaşı” anlayışı üzerine kurulu olduğunu gösterir.
Hakan ile Hatun devlet işlerinde “yan yana” bulunmuş, kadının sözü kurultayda ağırlık taşımış, aile ve toplum düzeninin merkezinde eşitlikçi bir yapı yer almıştır. Türk töresi, eşler arasında “yarım insan – tam insan” gibi bir ilişkiyi hiçbir zaman benimsememiştir.
Bu kadim dengeye rağmen, Osmanlı Devleti’nin özellikle 16. yüzyıl sonrasındaki duraklama ve çözülme dönemleri, toplumsal yapıyı etkileyen dış baskılar, şehirleşme biçimi, medrese geleneğinin katılaşması ve ekonomik gerilemeler kadınların kamusal alandaki yerini daraltmıştır.
Ancak bu değişim, Türk milletinin öz kültüründen kaynaklanan doğal bir süreç değil, tarihsel koşulların zorlamasıyla oluşan geçici bir kırılmadır. Dolayısıyla, Osmanlı’nın son yüzyıllarında görülen kadınların toplumsal hayattan geri çekilmesi, Türk tarihinin bütünü içinde bir istisna niteliğindedir.
Bu nedenle, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün gerçekleştirdiği hukuk, eğitim ve sosyal reformları yalnızca “kadınlara itibar iadesi” olarak görmek eksik bir yorumdur.
Doğru değerlendirme şudur:
Atatürk, Türk milletinin özünde var olan kadın–erkek eşitliği ilkesini yeniden görünür kılmış, çağın gereklerine göre güçlendirerek modern hukuk sistemiyle kalıcı hâle getirmiştir.
1930’da Belediye seçim hakkı, 1933’te Muhtarlık hakkı, 1934’te Milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmesi; 1926 Medeni Kanunu ile Aile Hukukunun değişmesi; eğitimde fırsat eşitliği ve meslek edinme alanlarının açılması, bir “iade”den öte, Türk tarihindeki eşitlik anlayışının modern devlet yapısında yeniden inşa edilmesidir.
Bu süreç, tarihsel kökleri bulunan bir değerin çağdaş yöntemlerle kurumsallaştırılması, yani Türk kültürünün kendi özüyle tekrar buluşturulmasıdır.
Dolayısıyla mesele sadece kaybolmuş bir değeri “geri vermek” değil; Türk milletinin kadim töresinde yer alan kadın–erkek ortaklığını, modern dünyanın hukuk ve toplum düzeniyle buluşturarak geleceğe taşımaktır.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Okullarda Bit ve Uyuz Salgını Baş Gösterdi.

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

Araç çubuğuna atla